Yazı Detayı
18 Kasım 2020 - Çarşamba 14:16 Bu yazı 294 kez okundu
 
BİZİMKİLER
Özgür KARAKAYA
 
 

Bizimkiler dizisi  TRT nin aile dizisi  talebi üzerine ekranda yer aldı.  Bu dizinin senaryosundan bir kısmını  Umur Bugay TRT ye gönderdi. Dizinin çıkış noktası  Umur Bugay ın senaryosunu yazdığı kapıcılar kralı filmidir.O dönemde yayın kurulunda yer alan Mim Kemal Öke nin  bu yapımdan çok güzel aile dizisi olur ısrarıyla gerçekleşti. Pazar akşamları TRT 1 de yayınlanmaya başladı.  Haftasonunun bittiğini, artık ertesi günün pazartesi olduğunu  hatırlatırdı.13 yıl TV ekranlarında yer aldı. 465 bölüm çekildi. Müziklerini de Arif Erkin yapmıştı.  

Dizi,Almanya da yıllarca kalmış bir ailenin trenle kesin dönüş yapmalarıyla başlamıştı. Başlayacakları yeni hayat anneyi babayı umutlandırmıştı. Çocuklar da biraz buruk sıkıntılıydı. Bu dört kişilik aile önce istanbula sonra da yeni bir  hayata merhaba diyordu. Dizi de onlar ve çevresindekilerin öyküsüyle başladı ve bitene kadar devam etti. Ailenin çocuklarla ve çevresiyle ilişkisinin, kuşak çatışmalarının, kadın erkek ilişkilerinin, değişik insan tiplemelerini içermekteydi.  

Şükrü'nün iş kurma girişimiyle de bu iş yerinde çalışan diğer insanları tanıdık. Başka bir deyişle Şükrü ve ailesi için dizinin ana unsuru, çıkış noktası veya merkezi diyebiliriz.  Nazım Nazan'ın ağabeyi, Ali ve Bilge'nin dayısıdır . Şükrü’nün paralarını batıran kayınbiraderidir. Kibardır.  Bu onun hayatta kaybedeni oynamasına neden olur çoğu zaman.Şükrü'nün oğlu Ali'nin de her bölümün sonunda yaptığı yorumlar,bizi bu merkeze daha çok çekmektedir. Ali, dizinin odağındadır. Sanki tüm bu yaşananlar bir delikanlının günlüğünden alınmış gibi bir histe yaratılmaktadır. 

Dizideki aileler de  Cumhuriyet ailelerinden meydana gelmekteydi. Dizi de yer alan  Şükrü de böyle bir aileden gelmekteydi. Hüsnü  dede gençliğinde o dinamizmi yaşamıştı, Hanımına da çocuklarına da benimsetmişti. Köyden kente olan doluşmaların sembolü olan yan işler,kapıcı müessesi aracı müessesi,sokak satıcıları,trafik insanların devamlı birbirleriyle dalaşmaları da  yer alır. 

Aile yapısı kadın /erkek kuşaklararası ilişkiler aile yapısına kadın/erkek ilişkileri çerçevisinde bakıldığında geleneksel yapının özellikleri göze çarpmaktadır. Kadınların hemen hemen hepsi kocalarını destekleyici roller üstlenmişlerdir. Dizideki kadınların üstlendikleri rol anne,eş ve ev hanımlığı ile sınırlanmıştır. Dizi de çalışan kadın rolünde olanlar da karar verme mekanizmasında değildir.  

Hastabakıcılık,kapıcılık,gündelikcilik,sekreterlik,terzilik ve banka memurluğu,kadınlara yakıştırılan mesleklerdir. Bunlar icinde sıyrılanlar doktor ve öğretmendir. Onlar da aile ilişkileri icinde fazla görülmez. Toplumsal cinsiyet rollerinin pekişmesi yönünde bir eğilim de göz çarpar.Aile karşılıklı bağımlılığın bir göstergesi olarak sunuldu. Ali  ve Bilge nin yetiştirilmesinde onların bireysellikleri çok olmasa da cesaretlendirme bulunmaktadır.  Fakat aralarındaki çatışmaları da gidermemektedir. Şükrü ve Nazan çocuklarına özgüven aşılamışlardır ve sevgi  de vermişlerdir. Bazı kısıtlamalara da gitmişlerdir. Benzer  bir durum Halil ve çocukları içinde geçerlidir. Kırsal kökenli olmasından kaynaklanan çocuklarına ekonomik değer yükleme ve onları yaşlılık güvencesi olarak görme eğilimi vardır. Özgürlüğünse, büyüklerin koyduğu sınırlar içersinde olduğu sunulmaktadır.İzleyici de içinde yaşadığı toplumsal ilişkileri siyasi,ekonomik gelişmeleri ya doğrudan ya da imalı bir şekilde alabilmektedir. Çevre duyarlılığına dikkat çekilmektedir. Dizideki tüm karakterler emniyet kemeri takmaktadır, kırmızı ışıkta durmakta ve önlerindeki arabayı sollamaya çalışmamaktadır. 

Dizide yer alan diğer konu da paradır. Bunu hem eleştirel hem de yol  bir gösterici bir  şekilde sunulmaktadır. Borsa ile ilgili yaklaşımlar  hem teşvik edici hem de temkinli bir tavırla yansıtılır.  Dolar da yatırım  dizide ön plana çıkan kavramlar arasındadır. Paranın başka yatırım yeri de ev almaktır. Yine toplumda oluşan hemen her işle ilgili mafya olgusuna vurgu yapılmıştı. Bunlardan biri de gecekondu mafyasıdır. Şirketin Çaycısı Abbasta böyle bir mafyanın eline düşmüştür. Yıllar önce başlayan ve hala devam eden, göçle kente gelen insanların yerleşim yeri olan, siyasiler  tarafından da sık sık malzeme  yapılan gecekondu mahallesi bu kişilerin eline düşmüştür.  

Ayrıca komşuluk  ve yeni nesille ilgili değişmeler vurgulanmaktadır.  Dizinin geçtiği apartmanda herkes birbiriyle diyolog kurmakta ancak ilişkilerde sıcaklık yer almaz.Bir araya gelindiğinde  çoğunlukla apartmanla özellikle de apartman yöneticiliği ön plana çıkmaktadır.Dizideki herkes birbirinin arkasından konuşmaktadır. Bu sağlıksız ilişkilerinin farkındadırlar; ancak değiştirmek için de çaba sarfetmezler. Yeni nesil  ve eski nesil arasındaki  ilişki  biçimi zayıf olarak gösterilir. Toplumsallaşmanın küçük yansımaları da yer alır örneğin: insanlara sabahleyin günaydın denmesi,teşekkür edilmesi  insanlarla kibar konuşulması vb. Aynı zamanda büyüklere de iletilmektedir. 

Toplumsal yaşama saygı,  aile büyüklerine saygı,   hukuk kurallarına saygı , yargıya güven Yurttaşlık sorumluluğu,Bireysel düşüncelerin açıklanması , Demokratik düzen. başkalarına yardım,  aile düzeni ,otoriteye saygı , ülke sevgisi, toplumsal kurumlara saygı ayrıca;  başarı , rekabet eğitim özgüven teknoloji  namus ,komşuluk akrabalık , tüketim   İnsan hakları vb  konuları da işlemektedir.  Dizideki diğer bir olgu da rollerdir. Karakterler belli toplumsal roller içinde sunulmaktadır. Bu role bağlı beklentileri gerçekleştirmektedirler. İnsan ilişkilerinden hareketle ülkenin sosyo-ekonomik, psikolojik ve politik tüm ilişki biçimlerini, zaaflarını da ekrana taşıdı.  

Dizi işte yaşanan toplum bu mesajını vermektedir. İzleyici hem kendisi ve çevresi ilgili iletilere rastlarken, hem de başka ilişkiler ve çevreler içine sokulmaktadır. Ayrıca stresten kurtulma yer almaktadır. Bu da dizide karaktere yansıtılış biçimiyle olmaktadır. Yayınlandığı  dönemde oyuncular  değişse de dizinin havası değişmemiştir. Dizinin çekildiği ortam sayısı az ve genellikle kapalı ortamlardır. Oyuncular da sınırlı sayıda tutulmuştur. Oyuncuların replikleri, kullandıkları kendilerine has sözler diziye renk katmıştır. 

Önyargılı yaklaşımlar da yer alır. Bunların temsilcileri de Cafer ve Ailesi ve Abbas,Davut ve ailesidir. Cafer avantacı ve çıkarcı bir kimliktedir. Alışveriş yaptığı bakkaldan da komisyonunu istemektedir. Bakkal tereddüt edince tehdit yolunu seçmektedir.Davutlar da Şükrüler gibi Almanya dan gelmişlerdir, ancak onlardan farklı olarak apartman sakinleri tarafından “Almancı nitelemesi yapılmaktadır.Ortak yargılar davut  ve ailesinde de görülmektedir. Ulrike kimliğinde Almanlarla ilgili genellemeler  “katı”,  “çok titiz” “disiplinli”  her şeyi düzen icinde gibi nitelemelerdir. Ulrike de çevresinde olanlara anlam vermede güçlük çekmektedir. Bu durum da  kültürel farkların yorumlanmasıdır. Almanya da uzun süre kalan şükrünün  ailesinde böyle bir durum söz konusu değildir. . Halis, kendince  sevgili etmişti “tertip” dediği Dileği de her fırsatta “ne güzel öyle yumuşak yumuşak, ne tatlı” diyerek öpen Halise, ilk tepkiyi de amcaoğlu Galip vermekteydi. Dilekte , bilirdi Halis’in sapkınlıklarını ya, nedense kıyamazdı onu kırmaya da, sonsuz bir sabırla idare eder, sevgi gösterirdi.  Bu durum emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan ve namusuyla ekmek parası kazanmanın ve abartmadan hayal kurmanın adıydı … O, birilerinin fantezilerindeki yerine takılmaz, yüreğinin sesiyle ve ağır sorumluluklarıyla yaşamına devam ederdi.  

Halis'in olduğu kadar  Tertip Galip'in de platonik bir aşk beslediği bir kızdır. Ancak Dilek'le Halis'in arasındaki fırtınalı ilişki dizi boyunca bir türlü nihayete ermedi. Dilek'in zaman zaman Halis'e yüz vermesi, yüz bulan Halis'in Dilek'e aşırı tepkilerde bulunması ve Davut Usta'nın Halis e kızmasıyla sona eren olaylar silsilesi bir süre sonra dizinin vazgeçilmez durumlarından biri oldu.Davut Usta da  dileği kızı gibi severdi, korurdu.  

Davut Usta dediğin, yıllarca memleket hasreti çekmiş “bir adamdı. Alman karısını da, oğlunu da, Türk geleneklerine göre yetiştirmeye çalışan, bazen coşup da “Allah Allah” nidalarıyla evi inleten, boğazına düşkün, çalışkan ve dürüst bir adamdı. Tek çocuğu Halis’in bu sapkın hallerine pek kızar “Halt! Dumkof patlatırım enseni” diye Halis’in aklını başından alan tehdit en büyük silahıydı.Davut Usta,“Halt, dumkof, patlatırım enseni” dedikçe, Ulviye de  bir set gibi dikilirdi karşısına,“Nayn Davut, yok ense patlatmak falan  duyan Davut Usta, tavrını değiştirir ve kabuğuna çekilirdi. O koca gövde, o sert adam, kadının gücü karşısında yelkenleri suya indirirdi. Davut Usta’yla Ulviye arasındaki bu ilişkinin adıda   sonsuz aşk ve saygıydı.Altmışlı ve yetmişli yıllarda Almanya’ya işçi giden ve her biri “Alamancı” olarak anılanların da birer ikişer kesin dönüş yaparak yurda döndükleri ve birikimleriyle öz vatanlarında yatırım yaptıkları yılların sembolüydü Davut Usta… Ve iki kültürün kaynaşması… Ve gurbetteki vatanın yansımasıdır. 

Tesisatçı Davut Usta, uzun yıllar Almanya’da çalışmış, Alman bir kadınla evlenmiş adını da Ulviye olarak değiştirmişti kadının, cinsel sapkın oğulları Halis’in aklı fikri  kızlardaydı. Halis için karşı cins olması yeterliydi. Yaşlı-genç, şişman-zayıf, sarışın-esmer, evli-bekâr hiç fark etmezdi.“ Halis’in harika repliği de  öpüceksin kızı böyle yumuşak yumuşak.. ne tatlı. ne tatlı da halise özgü kalıptı.Basamakları da teker teker inmezdi babası da ona kızardı. Çarpım tablosunu da  ona sorardı.Halis’in.Köpekleri Abadi’yi dolaşmaya çıkartırken de, illa Ayla Hanım’a denk gelir, bir punduna getirip Ayla Hanım’ı öpmeye çalışırdı. Sabri Bey bu durumdan  rahatsız olurdu. Halis de orgunu alır müzik dersine gelirdi ve Sabri Bey, Halis’ten de çorbasını bulurdu. Haliste, ne ses var ne kulak, tam bir felaketti.Sabri bey, apartmanın girişinde ikamet etmektedir ve müzmin bir yöneticidir. Hep öfkelidir. Eski bando emeklisidir, evinde müzik dersi verir. Saksafon çalar. Besteleri vardır. Patateslerin kalın soyulmasına kızardı.Dilinden Nazım bey e, cenap bey' e  "kıllı yalı kazığı", Muvaffak beye emekli öğretmene  "bunak", eksik olmazdı.Apartmanın inzibat subayı gibidir. Asayiş, nizam intizam ondan sorulurdu. Apartmana kim girdi, kim çıktı, kapalı kapıların ardında neler konuşuldu, uyumadan önce aklınızdan neler geçti, o hepsini bilirdi. Emir eri olarak gördüğü Cafer’i düzenli olarak sorguya çeker, direktifler verirdi.Eşi ayla hanım ve Ayla hanım ın Alzheimer hastası annesi , bir kedi ve rahmetli Ruknettin in duvarda asılı, siyah  beyaz bir fotoğrafıyla yaşarlardı.  Ruknettin bey, Ayla hanımın  rahmetli  babasıdır ve annesi sık sık Ruknettin beyle konuşurdu.Sabri beyi ve Ayla hanım ı şikayet eder dururdu.Sabri Bey, durumu yönetmez de idare ederdi ancak! Gücü de Kapıcı Cafer’e, Cafer’in eşi Gülsüm’e ve Cafer’in çocuklarına yetmekte, her fırsatta onları aşağılamakta ve tehditler savururdu. Ekmeğiyle de tehdit etmektedir. Tutuyorum zaptı! derdi. Gülsüm Kocası ve doktor  Türkan hanım kısaca Gül derdi asıl ismi Gülsümdür. Başta apartmanın cefakar kapıcısının cefakar karısı rolünde haftada 2 kez merdiven silen ve çocuklarını okula götürüp getiren. Sonraları apartmanda açılan muayenehanenin çalışanı olarak yer aldı.Cafer, Sabri Bey’den çekinse de, köylü kurnazlığıyla gemisini yüzdürmektedir, Dizinin en çok laf taşıyanı kimi zaman da ortalığı karıştıran karakteridir.Sırtını da Katil Yavuz’a dayamaktadır.Bu katil yavuz kabzımaldır ve koltuğunun aldında bir horozla  işine gider gelirdi. O horozun adı da prensti.Katil yavuz bu apartmanda  dostu  şarkıcı eserim dediği  Şengülle yaşardı.  Yavuz un  sevgilisi ona aman ne "oole got got got got repliğini" kullanırdı.  Aslında  hak yedirtmeyen bir kahramandı. Katilin diğer lakabı da   halkcı katildi.“Demokrasilerde çareler tükenmez komşum”derdi. Öyle aksi, eli de sopalı bir adamdır. Her defasında apartmanın  önündeki çöp  bidonlarına çarpardı. Sabri bey in aklını alırdı.  Sabri  bey, perdeyi aralar burnunu hafiften gösterirdi. Yavuz un tüm kabalığına rağmen de ona güzel sözler söylerdi. Hatta  Yavuz un dişlerini sıka  sıka “Vatandaşa cart curt yok  komşu diye ayar vermesini  büyük bir olgunlukla  karşılardı.  Ona  komsum.oynatma şu elini kolunu...hasta etme vatandaşı   paralarım, her şey şefaf olacak repliğini söylerdi.Yavuz sabri bey nazarında âleme kafa tutarken Kapıcı Cafer, Katil’in eline eteğine dolanarak,“Heee” diyerekten Katil’e yalakalık ederdi. Sabri Bey’e de “sırtım sağlamda” mesajını gönderirdi.  

Mahalle baskısıymış, aile ortamıymış, toplumsal değerlermiş bilmem ne, Katil Yavuz, fötr şapkasını kaşlarının üzerine yıkıp da, uzun paltosunun eteğini hışımla savurunca, yani gücünü gösterince, her şey kabul edilebilir olur havasını verirdi.Sabri bey ücret karşılığında Yavuz un dostuna  şengül hanıma müzik dersi verir, yolunu bulurdu. Şengül de Kız sen de bi dur hoca" derdi.Ayla hanım ı da kıskançlıktan hıçkırık tutardı.Sabri bey,Ayla hanımın bu aygın baygın halleri yüzünden  eli ikide bir beylik tabancısına giderdi  bazen de “defol musibet hayvan diyerek” kediden alırdı hırsını. Ayla Hanım  ise kafasına göre takılırdı, . Özgür ruhludur, eğlenmeyi sever. Annesini alıp, komşularla birlikte bowlinge de giderdi.Şair Cenap Bey’den çok etkilenirdi, arada Katil’e de iltifat eder. Bununla birlikte dünyanın en huysuz, en düzen delisi adamı Sabri Bey’ide severdi.Cenap Bey, Sıtkı  Sabri Bey'in kayınvalidesinin apartmanda satın aldığı dairenin kiracısıdırlar. Cenap ,entelektüel, karizmatik özelliklerine sahipti. İbrikçi diye hitap ettiği ressam Sıtkı’yla beş parasız bir hayat sürerlerdi. Şiirlerini kitap olarak bastırmasının yanı sıra, kaset ve CD olarak da yayınlar. Gerçi kimse almaz ama önemli değil. Şükrünün damadı aydınla yaptığı şiir programıyla da iyi bir  dinleyici kitlesi yakalardı.Sıtkı ise arada apartmandakileri kafalarsa onların portrelerini yapar. Hayattaki, tüm güzel zevkler Cenap ve Sıtkı içindir; birlikte, yemelerinden içmelerinden hiçte taviz vermezlerdi. 

Ayla Hanım’ın kendisine olan zaafının farkında olaraktan, kira artışını önlerdi, Sabri Bey’i çileden çıkartarak  tavizler koparırdı. Katil Yavuz, Tak Tak Sedat’ın tüm fırıldaklarını bilmesine rağmen  onu yine de yanında çalıştırırdı.“ Adam çalıyor ama çalışıyor” mantığının en klişe örneği ise  Tak Tak Sedat’tır.Onun  en çok diline doladığı sözde   internetten cızzdı.Tak Tak Sedat’ın karısı Serpil de ona  uymuştu Sedat’a ama tek çocukları olan kızları Aslı, bu, bencil, hırsız ve zararlı yaşam biçimini kabul etmediğini belirtiyordu, en azından kendi geleceğini, yaşamak zorunda kaldığı evdeki gibi yalanlar üzere kurmak istemiyordu. Bu rahatsızlığını yüksek sesle ifade ettiğinde de ilk tepki Serpil’den gelmekteydi. 

Şükrü ve Şevket Bey , emekli ve idealist emektar hâkim Hüsnü Bey ‘le mütevazilik ve asalet sembolü Leyla Hanım’ın oğullarıdır. Şükrü ve Şevket kardeşler ithalat ihracat yapan bir şirketin iki kardeş ortaklarıydı. Şevket’in oğlu da son zamanlarda şirket ortaklığına katılmıştı, Leylek Cem… Şükrü’nün oğlu Ali, henüz okuyordu ama sık sık şirkete geliyordu. Şükrü, Sabri Bey’in yöneticilik/idarecilik ettiği apartmanda yaşıyordu ya, Şevket bildiğin villada yaşıyordu. Şükrü, uzun yıllar Almanya’da çalışmış ve Türkiye’ye kesin dönüş yapmıştı. Şükrü’nün gurbetteki vatanda geçen o yıllarında Şevket bu şirketi kurmuş ve çalıştırmıştı. Bir yerde Şevket, kurucu ortaktı. Şükrü daha sonra sermaye koyarak kardeşinin kurduğu şirkete ortak olmuştu ya, kardeş de olsa sonradan gelme ve de küçük ortaktı! Şirket küçük bir ofisti Demet, şirketin sekreteriydi ve nişanlısı Kanarya Bülent’le sadakatle bağlıydılar patronlarına. Bülent’in kanaryalılığı da fanatik Fenerbahçeli olmasındandı. Muhasebeci Ergun dersen, tam bir  sürekli ve istikrarlı bir şekilde yalakalık yapar, eli ceketinin ilik yerinde yerlere kadar eğilirdi. Sürekli kapı dinlerdi ve hemen hemen her an herkesin ardından konuşurdu. Ergun, her durumdan kaos yaratıp sonra da o kaosu çözen tek adammış rolünü oynardı diğer çalışanlara. Yaşı ve pozisyonu icabı bir yerde ofisin de müdürü gibiydi, diğer çalışanlar laf edemezdi Ergun’a.“Aman efendim gözlerimiz yollarda kaldı” diyerek patron ve veliahtları kapılarda karşılardı Ergun.“Abbas Efendi koş kahvesini getir Şükrü Bey’in” der, adam öldürmekten hapis yatmış Abbas Efendi’yi çileden çıkarırdı.“Getiriyorum müdürüm affedersin” diyen Abbas Efendi, ocağın yolunu tutarken, Ergun lafı yetiştirirdi bir kere daha,“Hadi hadi sallanma”Abbas Efendi “ya sabır “diyerek kafayı sallar ve “sakin ol” gibilerden gözüne bakan Demet’e dert yanar gibi,“cıvık işte cıvık affedersin bacım”,  babam afedersin    derdi. Abbas Efendi, Şükrü ve Şevket Beylerin babası emekli hâkim Hüsnü Bey’den epey bir iyilik görmüştür ve ekmek yediği bu yerde başta Ergun olmak üzere her türlü musibete tam bir teslimiyetle katlanmaktadır.Abbas efendi hüsnü hakimine ve onun oğullarına da saygıda kusur etmezdi.Karısı Hacer dersen o da Leyla Hanım ve Şevket Bey’in eşi Mine Hanım’a gündelikte yardım etmekte, her bir işlerini görmektedir.Hacer dediğin de az biraz dedikoducu, meraklıdır. Abbas hoşuna gitmeyen bir durum görse   hemen tepkisini dile getirirdi. 

Şevket Beylerin gelini Özge nasıl da hanım  bir kızdı, anası Nimet’in gel gitleri ve ikinci eşi Tahta Kafa Raşit’e çektirdiği zulum  Özge’deki hanımlık da göze çarpar . Özge ve Cem’in mutlu bir evlilikleri ve Su adında da bir kızları vardı. Cem de, Özge de, çalışıyordu ve öyle çok fazla birbirlerinin hayatlarına karışmıyorlardı, yeni nesil evlilik modeli olarak sunulmaktadır. Cem ve Özge…Cem, şirketin yeni nesil vizyonuydu… Sık sık babasıyla tartışırdı ve babasının eski fikirlerine isyan noktasına gelirdi. Böylesi durumlarda Şevket Bey çileden çıkar, ağzına geleni söylerdi Cem’e. Sonra da  iş tatlıya bağlanırdı. 

Şükrü Bey, eşi Nazan, oğlu Ali ve kızı Bilge’yle birlikte bu apartmanda yaşarken zaman içinde damat Aydın da kadroya dâhil olmuştu. Bilge ve Aydın evlenince Ali de onlara “Aygın’la Baygın diyerek onlara takılırdı.Ali nin en büyük derdinin  babasının arabasını kullanmak olan Ali büyümüş de küçülmüş konuşmaları ve tavırları, ailenin de çocuğu olmasıyla 80 sonrası gençliğin de bir temsilidir. 

Cemil de diziye renk katardı. Cemil'in entelektüel bir altyapısı vardır.Roman yazmaya da çalışırdı.Sevim Hanım, evinde terzilik yapar, Cemil de gün boyu bira, votka, rakı artık ne bulursa, içerdi, bir güzel kafayı çekince de pencereye tünerdi ona buna sataşırdı ve “benim adım Cemil” diye kafa tutardı. Sevim’e elinden geldiğince yardımcı olmaya da çalışırdı hani, Sevim’in diktiği kadın elbiselerini giyerdi bazen ve Sevim de o şekil ölçü alır, keser-biçer- dikerdi.“Sevim koooş Katil işe gidiyor” diye seslenirdi. Sevimde çoğu zaman pencereye çıkmazdı. Katil Yavuz, fötr şapkasını çıkarır, havada hafiften sallar, anlayış ve babacanlıkla Cemil’i selamlardı.“Vatandaş işine gidiyor sayın abim” diye seslenirdi…Cemil, işin kompliman tarafında değildir.“Bezelye geldi mi bezelye?”“Geldi sayın abim, akşama getiririm tam ağzına layık”İyice yüz bulan Cemil,“Getireceksin elbet. Benim adım Cemil” Katil Yavuz, Cemil’in bu diklenmesini meydan okuma olarak değil, bir sevimlilik olarak algılar ve hoşgörüyle gülerdi.“Cemil sayın abim Cemil” O ara Cafer de . Ayyaş efendim ayyaş. Derdi. Dürüsttü Kendinden ve eşi Sevim’den başka kimseye bir zararı da yoktu. Karısını severdi. Tüm dünyası da  iki biraydı ve o iki bira sayesinde kimselerin edemediği/etmek istemediği lafları da söylerdi.Yavuz Bey’in yüzüne de  “katil” demekten çekinmezdi…Tak Tak Sedat ‘a  “hırsız” derdi…Şükrü Bey’in aylak damadı Aydın’ı görünce “Sevim koş, Şükrü Bey’in hayırsız damadı gidiyor derdi … Damat Aydın, azıcık diklenecek olunca,“Benim adım Cemil, alırım façanı aşağıya, getirme beni oraya “ derdi. Bosnaya 5 fuze daha atılmıs diyerek caferden de bira isterdi. Bazen kafayı bulunca, Sevim’in diktiği elbiseleri giyip apartmanda dolaşırdı.Caferin deyimiyle baykuştur.   

 

 

Maşuk, apartmanın girişindeki kapıcı kulübesinde geveze papağan… Her lafın içindeydi o…”Babacık babacık”“Katil geldi babacık” babacım kapıcı, catlak catlak, aptal yeşim, fifuu fifuu (ıslıkları) de yer alırdı.“Kedi babası! İşte o “kedi babası” lafı Sabri Bey’ide çıldırtırdı.“Ne dedi o? Kopartırım kafanı alimallah”der ve Cafer’in üzerine doğru da hafiften hamle ederdi. Keza bu “kedi babası” mevzusu Ayla Hanım’ın Sabri Bey’e layık gördüğü bir makamdı. Durumu kurtarmaya çalışan Cafer’se, “Anaaaam! Yok efendim kedi maması derdi.Maşuk, Cafer’in en yakın ve belki de tek dostu olarak sunulurdu. Cafer, bir tek Maşuk’a inanırdı. Maşuk’u karşılıksız severdi.  Alzheimer hastalığını da ,  alzemhaymer diyerek  inatla yanlış telaffuz  ederdi.  Aynı Cafer  doktor Türkan hanımın muayenesinde  onun koltuğuna oturup sıcak cukulatalarını içerekte keyif yapardı. 

Cafer’in kayınpederi Halil Bey, parayı sonradan bulmuş, yurdumun girişimcilik ruhunu temsil ediyordu. Yavaş yavaş ama kendi çapında sağlam büyüyen bir girişimciydi Halil Bey…“. Fötr şapkalı, zayıf, eli bastonlu bu adamcağız ikinci evliliğini Sultan’la yapmıştı. Bu Sultan gözüde açıktı.   "Ay halil beyy" diye sırnaşıp kızı gülsüm ile defalarca saç saça kavga ederlerdi.Kardeşi Yengeç lakablı  Hüseyin’di. Halil Bey’in parasını yemenin planlarını yaparlardı  Halil Pazarlama, yurdum insanının bir şekilde parayı bulunca ve hür teşebbüs cesaretiyle ticarete başlayınca, paranın parayı çektiğinin de göstergesidir. 

Halil Bey, elinde baston, yarı cahil ve feodal, , bir yanı köyünde kalmış bir adamdı en nihayetinde. Kafası bozulunca, bastonunu sopa eyler,“Höyt iblisler, kırarım boynuzunuzu” "sus iblis" derdi, kafa göz dalmaktaydı.Halil Pazarlama para kazanıyordu, küçük esnaflıktan başlayıp da hızla tırmanıyordu ticaret basamaklarını. Yengeç Hüseyin ve Sultan gibileri de etrafında tutarak ,  onları kullanmayı da biliyordu. 

Zayıf kişilikli ve paraya düşkün insanlar etraflarında kendilerini pohpohlayacak insanları yanlarında  tutarların anlatımıydı. Yengeç lakablı Hüseyin de, her koşulda, her yerde ve her zaman pohpohlardı. Hüseyin “Hurda, bakır, demir, eskiler alıyor eskiciiii” diyerek, bisiklet tekerlekli el arabasıyla dolanıyor ve molayı da hep Davut Usta’nın dükkânına denk getiriyordu. Çayını orda içer yemeği de orda yerdi.  Yemeğini yerken de “Mis mis” derdi. 

Şevket ve Mine Bizimkiler’de örneğin aynı işyerinde birlikte çalıştığı erkek kardeşi Şükrü’ye oranla hali vakti daha yerinde olan Şevket  ve karısı Mine  ekonomik durumlarını, evlerindeki mobilyalar, tüketim alışkanlıkları, kadınların kıyafetleri ve saç modelleri, oğlu Cem’i Amerika’ya okumak için göndermesi belli eder. Şevket, kardeşi Şükrü’ye göre daha çok Batı’ya öykünür. Şükrü rakı içer, Şevket viski. Şevket’in karısı Mine, tenis oynar. Dünürleri ziyarete gelince pasta değil, tiramisu getirirdi. Mine, Hacer Hanım’a papatyaları değil, lilyumu vazoya koymasını söyler. Evlerinde bir davet verdikleri zaman “otel kokteylleri” gibi olurdu. Şevket bey'in eşi Mine'80 li yıllarda konkene giden kadınları  da andırırdı. 

 

Nazif öğretmen karakteri sürekli herşeye sızlanıp dururdu. Ek gelir için akşamları taksiye çıkıyor diye öğrencileri, ona "korna nazif" diye lakap takmışlardı. Bu duruma   babası Muvaffak   beyin yorumu ise, "sıfırcı nazif'ten daha iyidir, korna nazif lakabı" demişti. Hatta baya da gülmüştü bu duruma.Bu arada  Nazif  öğretmenin  karısı da ek iş yapıyordu, voleybol antrenörlüğü ve de fitness hocalığı. tüm bunlara rağmen geçim sıkıntısı yaşıyorlardı.Doktor Türkkan hanım. Cemil ona kızıl derdi.  apartmanın altına muayenene açmıştı. baskın yönü vardı. hiç evlenmemişti.Apartmana karşı sonderece yardımseverdi. 

 Türkiye'nin en sosyolojik dizisidir. Bizimkiler dizinde sıcaklık, yumuşak başlılık , içtenlik vardır. Şehrin göbeğindeki olaylara da  realist bir bakış açısıyla yaklaşmıştı. Bizimkilere baktığımızda  Türkiye'nin resmi karşımıza çıkar. İçimizden  birileri olduğunu gösterir.Adaletsiz gelir dağılımı, sınf catışmasını da anlatır.Diziyi izlerken de içten içe o kişilerle empati kurmanızı da sağlardı. Halkının bir nevi yelpazesiydi.45 dakikalik kısa ama öz icerigiyle hala özgünlüğünü korur. Tüm karakterler temsil ettikleri sınıfları o denli güzel yansıtmaktadır..   Yer alan hikâyeler, her zaman denge ve mutluluğu yakalamak üzere kurgulanmıştır. Umur bugay'ın başarılı gözlemi ile hayat bulan diziydi bizimkiler. 

 

 
Etiketler: BİZİMKİLER,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Mayıs 2021
SEVGİ BAĞDIR
3 Okunma.
08 Mayıs 2021
YILMAYAN YAŞAM
170 Okunma.
07 Mayıs 2021
SOLCULUK
353 Okunma.
07 Mayıs 2021
YOLSUZLUĞUN YOLU
211 Okunma.
06 Mayıs 2021
SEVDA
208 Okunma.
06 Mayıs 2021
UMUT VE BEKLEYİŞ
280 Okunma.
05 Mayıs 2021
SIĞ SULARDAN DERİN DENİZLERE
711 Okunma.
04 Mayıs 2021
YÜRÜMEK
312 Okunma.
03 Mayıs 2021
SESSİZLİK.
316 Okunma.
03 Mayıs 2021
UMUDUN GRUBU
360 Okunma.
03 Mayıs 2021
SANAT GÖRÜŞÜ-SANAT
382 Okunma.
02 Mayıs 2021
VATANI SEVMEK
330 Okunma.
02 Mayıs 2021
SAĞCILIK
317 Okunma.
01 Mayıs 2021
ÖZÜR DİLEMEK
255 Okunma.
30 Nisan 2021
YÜZLEŞMEK
344 Okunma.
30 Nisan 2021
ÖZLEMEK
247 Okunma.
29 Nisan 2021
ZAMAN
544 Okunma.
28 Nisan 2021
METAFİZİK
181 Okunma.
28 Nisan 2021
TV İLE İZDİVAÇ
241 Okunma.
27 Nisan 2021
MEDYA OKUR YAZARLIĞI DERSİNİ ÖNEMSEMELİYİZ
208 Okunma.
27 Nisan 2021
ŞİİRİN SESİ
230 Okunma.
26 Nisan 2021
MARTILAR
265 Okunma.
26 Nisan 2021
VOTKA
340 Okunma.
25 Nisan 2021
YOZLAŞMA
259 Okunma.
24 Nisan 2021
MADENCİ’NİN ÇIĞLIĞI
588 Okunma.
23 Nisan 2021
KÜRESELLEŞME”NİN GETİRDİKLERİ
265 Okunma.
23 Nisan 2021
“PRAGMATİZM ”
254 Okunma.
22 Nisan 2021
KÜFÜR
306 Okunma.
22 Nisan 2021
LAİKLİĞİN GETİRİSİ
263 Okunma.
21 Nisan 2021
“KURBAN”LIK BAYRAMLAR!..
187 Okunma.
21 Nisan 2021
POLİS NEREYE KOŞUYOR?
182 Okunma.
20 Nisan 2021
“KREDİ KARTI VERELİM”
359 Okunma.
20 Nisan 2021
UZLAŞMAK
344 Okunma.
19 Nisan 2021
KÖLELİK
298 Okunma.
19 Nisan 2021
LÜMPENLİK
308 Okunma.
18 Nisan 2021
KORKU İMPARATORLUĞU
224 Okunma.
18 Nisan 2021
KONUT- SAĞLIĞIMIZ- ULAŞMAK VARABİLMEKTİR
173 Okunma.
17 Nisan 2021
VOLTRAN
479 Okunma.
17 Nisan 2021
KONFORMİZM
471 Okunma.
16 Nisan 2021
SADAKA TOPLUMUNU YARATMAK
250 Okunma.
16 Nisan 2021
KOMÜNİZM
237 Okunma.
15 Nisan 2021
KİTAP BİLGİDİR- MASKE GİZLER
191 Okunma.
14 Nisan 2021
NEFRET
272 Okunma.
13 Nisan 2021
ŞİRİNLER
652 Okunma.
12 Nisan 2021
TÜRBAN DEMOKRASİSİ
337 Okunma.
11 Nisan 2021
KISKANÇLIK
574 Okunma.
10 Nisan 2021
TÜKETİM KÜLTÜRÜNÜN DOYUMSUZLUĞU
497 Okunma.
10 Nisan 2021
KISACA POP MÜZİK
202 Okunma.
09 Nisan 2021
PROVOKASYON
289 Okunma.
08 Nisan 2021
KEMALİZME DAİR
194 Okunma.
07 Nisan 2021
ÖĞRENMENIN AYDINLIĞI -KARNE ZAMANI
293 Okunma.
07 Nisan 2021
KARNE ZAMANI
164 Okunma.
06 Nisan 2021
MUTLU OLMAK
337 Okunma.
06 Nisan 2021
KARİYERİZM
261 Okunma.
05 Nisan 2021
“ LİNÇ”
400 Okunma.
05 Nisan 2021
KARANLIKTA...
213 Okunma.
04 Nisan 2021
KARA ŞİMŞEK-KİTT
370 Okunma.
03 Nisan 2021
JAMES BOND
493 Okunma.
02 Nisan 2021
KAMU PERSONELİNİ SİNDİRME SINAVI (KPSS)
242 Okunma.
02 Nisan 2021
SINAVDAN SINAVA- ÖĞRENCİ SEÇMEME SINAVI (ÖSS)
217 Okunma.
01 Nisan 2021
İZLER
255 Okunma.
01 Nisan 2021
TACİZ
347 Okunma.
31 Mart 2021
İŞSİZLİK
356 Okunma.
30 Mart 2021
TECAVÜZ
344 Okunma.
30 Mart 2021
İNTERNETİN İŞLEVİ
273 Okunma.
29 Mart 2021
ÖTEKİ OLMAK
528 Okunma.
29 Mart 2021
İNSANIN YERİ
209 Okunma.
28 Mart 2021
MÜZİK: BİR İLETİŞİM DİLİ
257 Okunma.
28 Mart 2021
ÖZGÜRLÜK ÜZERİNE
204 Okunma.
27 Mart 2021
İNSAN HAKLARI-"İNSANLIK ONURU..."
243 Okunma.
26 Mart 2021
LİBERALİZM
461 Okunma.
25 Mart 2021
HIRSIZLIK
307 Okunma.
24 Mart 2021
MİLLİYETÇİLİK
467 Okunma.
23 Mart 2021
HIRS
242 Okunma.
23 Mart 2021
OPORTÜNİZMİN DÜNYASI
436 Okunma.
22 Mart 2021
HE-MAN
557 Okunma.
21 Mart 2021
RÜZGARIN GETİRDİĞİ
323 Okunma.
21 Mart 2021
HAYIR
326 Okunma.
20 Mart 2021
YAĞMURUN ANIMSATTIKLARI
297 Okunma.
19 Mart 2021
HAYAT ESİNTİLERİ
341 Okunma.
18 Mart 2021
KAR ÖRTER
396 Okunma.
18 Mart 2021
HALKÇILIK
208 Okunma.
17 Mart 2021
KEŞKE
328 Okunma.
16 Mart 2021
GÜVENMEK İNANMAKTIR
384 Okunma.
15 Mart 2021
KÖTÜLÜK
436 Okunma.
14 Mart 2021
GÜNEŞİN IŞIKLARI
279 Okunma.
13 Mart 2021
KİN
660 Okunma.
12 Mart 2021
GÖRMENİN İZLERİ
521 Okunma.
11 Mart 2021
İYİLİK
392 Okunma.
10 Mart 2021
GERÇEĞİ ANLAMAK
332 Okunma.
09 Mart 2021
PROPAGANDA’NIN GÜCÜ
326 Okunma.
09 Mart 2021
FUTBOLUN GÖRÜNÜMÜ.
340 Okunma.
08 Mart 2021
KADERCİLİĞİN SARKACI
337 Okunma.
08 Mart 2021
FAŞİZMİ TANIMAK
331 Okunma.
07 Mart 2021
MANİPLASYON
307 Okunma.
06 Mart 2021
EYLÜL SARSINTISI
354 Okunma.
05 Mart 2021
GÜLMEK RAHATLAMAKTIR
313 Okunma.
04 Mart 2021
EVET
320 Okunma.
03 Mart 2021
TABU
295 Okunma.
02 Mart 2021
EROTİZM
1294 Okunma.
02 Mart 2021
SANSÜR ENGELLEMEKTİR
232 Okunma.
01 Mart 2021
EMEK VERMEK
402 Okunma.
28 Şubat 2021
“YASAK”
227 Okunma.
27 Şubat 2021
EMEĞİN GÜNÜ
269 Okunma.
26 Şubat 2021
VİCDAN
279 Okunma.
25 Şubat 2021
ELEŞTİRİ ÖNEMSEMEKTİR.
246 Okunma.
25 Şubat 2021
“PARA PARA PARA” DEDİKLERİ.
211 Okunma.
24 Şubat 2021
EKMEK” AŞTIR …
191 Okunma.
23 Şubat 2021
YOKSULLUK
210 Okunma.
22 Şubat 2021
EGO
758 Okunma.
21 Şubat 2021
OLİGARŞİNİN BİN BİR YÜZÜ
284 Okunma.
20 Şubat 2021
DÜŞÜNÜŞLER
209 Okunma.
20 Şubat 2021
SEKS
265 Okunma.
19 Şubat 2021
DÜRÜSTLÜK
284 Okunma.
18 Şubat 2021
YALANLAR
320 Okunma.
17 Şubat 2021
DURMAK
212 Okunma.
16 Şubat 2021
KÜRTAJ
294 Okunma.
15 Şubat 2021
DOKUNMA VAZİYETLERİMİZ
343 Okunma.
14 Şubat 2021
MUHAFAZAKARLIK…
343 Okunma.
13 Şubat 2021
DOGMATİZM
268 Okunma.
12 Şubat 2021
SEVİŞMEK “68’LERDE HİPPİLERİN ÜNLÜ SÖYLEMİ SAVAŞMA SEVİŞ”
244 Okunma.
11 Şubat 2021
DİZİLERİN DİLİ
258 Okunma.
10 Şubat 2021
. SU HAYATTIR
258 Okunma.
09 Şubat 2021
DİRENMEK
221 Okunma.
08 Şubat 2021
ORMAN YAŞAMDIR.
459 Okunma.
07 Şubat 2021
DİKTATÖR
220 Okunma.
07 Şubat 2021
ŞİDDETE BAKIŞ
260 Okunma.
06 Şubat 2021
DEVRİMCİLİK
229 Okunma.
05 Şubat 2021
TÖRE'NİN KISKACI
276 Okunma.
04 Şubat 2021
DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSLERİ
283 Okunma.
03 Şubat 2021
KAPİTALİZMİN YÜZÜ
510 Okunma.
02 Şubat 2021
“DEZENFORMASYON” NE ANLATIR?
242 Okunma.
01 Şubat 2021
NAMUS ANLAYIŞI
243 Okunma.
31 Ocak 2021
DEMOGOJİ
185 Okunma.
30 Ocak 2021
ŞARAP
401 Okunma.
30 Ocak 2021
DEDİKODU
218 Okunma.
29 Ocak 2021
KADINLAR BİZİM KADINLARIMIZ
733 Okunma.
29 Ocak 2021
RAKIYLA “UZO RUHU YÜKSELTMEKTEDİR”
1133 Okunma.
28 Ocak 2021
DEMOKRASİ VE GEREKLERİ
349 Okunma.
28 Ocak 2021
DARBENİN ETKİSİ
175 Okunma.
27 Ocak 2021
ÇOCUK GELİNLER
255 Okunma.
27 Ocak 2021
DALKAVUK ZİHNİYETİ
272 Okunma.
26 Ocak 2021
“CUMHURİYET, ERDEMLİ İNSANLARIN YÖNETİMİDİR”.
165 Okunma.
25 Ocak 2021
ÇOCUK YAŞAMIN TA KENDİDİR.
186 Okunma.
24 Ocak 2021
CİNSELLİK
209 Okunma.
23 Ocak 2021
CEP TELEFONU ALIŞKANLIĞIMIZ-Cesaret
165 Okunma.
22 Ocak 2021
CAHİL- BİZİMKİLER
266 Okunma.
21 Ocak 2021
BUNA DA ŞÜKÜR…
190 Okunma.
20 Ocak 2021
"BİRA NEREDEYSE NEŞE ORADADIR” . ÇEK ATASÖZÜ
466 Okunma.
19 Ocak 2021
PORNO
1097 Okunma.
18 Ocak 2021
BEST-SELLER KATEGORİSİNDE
181 Okunma.
17 Ocak 2021
BEKLEMEK
186 Okunma.
16 Ocak 2021
BENCİLLİK
185 Okunma.
15 Ocak 2021
BEKARETİN KİLİDİ
165 Okunma.
14 Ocak 2021
BASKININ YANSIMALARI
185 Okunma.
13 Ocak 2021
BAŞARI
184 Okunma.
12 Ocak 2021
BARIŞA DAİR
170 Okunma.
11 Ocak 2021
BAĞIRMAK
164 Okunma.
10 Ocak 2021
BAĞIMSIZLIK
183 Okunma.
10 Ocak 2021
AYRILIK BIRAKMAKTIR.
168 Okunma.
09 Ocak 2021
AYDINLIKAYDINLIK
167 Okunma.
08 Ocak 2021
AYDIN OLABİLMEK
180 Okunma.
08 Ocak 2021
AŞK ETKİLEŞİMDİR
176 Okunma.
07 Ocak 2021
ARABESK MÜZİKTE ANLAM
163 Okunma.
06 Ocak 2021
ANKET VE SEÇİM
166 Okunma.
05 Ocak 2021
ANARŞİZM
161 Okunma.
05 Ocak 2021
ALDATMAK
229 Okunma.
04 Ocak 2021
AHMET KAYA...
210 Okunma.
03 Ocak 2021
AHLAK VE ANLAMI
172 Okunma.
03 Ocak 2021
ADALET NE?
188 Okunma.
01 Ocak 2021
AÇLIK
216 Okunma.
09 Aralık 2020
VİSKİ
634 Okunma.
17 Ekim 2020
SOSYAL DEMOKRASİ
254 Okunma.
05 Temmuz 2020
İNSANLIKLA YAŞIT OLAY SEKS
337 Okunma.
07 Ekim 2019
HE-MAN
905 Okunma.
29 Eylül 2019
İÇİMİZİ KEMİREN ŞEYTAN “EGO”
323 Okunma.
27 Haziran 2019
JAMES BOND
563 Okunma.
24 Haziran 2019
İNSANIN ÖMÜR TÖRPÜSÜ NEFRET DİLİ
379 Okunma.
21 Mayıs 2019
İNSAN HAKLARI TARİHİ
405 Okunma.
03 Mayıs 2019
KISKANÇLIK
446 Okunma.
06 Nisan 2019
 UTANMAK
581 Okunma.
27 Mart 2019
İNSANIN EN ÖNEMLİ MEZİYETİ TECRÜBE
522 Okunma.
20 Mart 2019
HIRS
660 Okunma.
20 Şubat 2019
 CUMHURİYETÇİLİK
594 Okunma.
04 Şubat 2019
ANARŞİZİM
887 Okunma.
27 Aralık 2018
SAĞ İDEOLOJİNİN DOĞUŞU
786 Okunma.
17 Aralık 2018
 KARANLIKTA …
680 Okunma.
29 Kasım 2018
BAŞARI
1015 Okunma.
16 Kasım 2018
ÖZÜR DİLEMEK,
617 Okunma.
30 Ekim 2018
ORHAN VELİ KANIK
640 Okunma.
12 Ekim 2018
KARİYERİZM
774 Okunma.
05 Ekim 2018
SESSİZLİK
582 Okunma.
28 Eylül 2018
SOLCULUK
776 Okunma.
13 Eylül 2018
EROTİZİM
2530 Okunma.
06 Eylül 2018
“BİR İNSAN KÖPRÜ KURAR BİN İNSAN GEÇER ”
1006 Okunma.
28 Haziran 2018
LÜMPENLİK
793 Okunma.
06 Haziran 2018
TABU
936 Okunma.
21 Nisan 2018
VOLTRAN
1060 Okunma.
17 Nisan 2018
KOMİNİZM
785 Okunma.
01 Nisan 2018
KÖLELİK
909 Okunma.
27 Aralık 2017
HALKÇILIK
1009 Okunma.
11 Aralık 2017
METAFİZİK
1083 Okunma.
30 Kasım 2017
BEST-SELLER
907 Okunma.
24 Kasım 2017
EVET
879 Okunma.
08 Ekim 2017
HAYIR
1033 Okunma.
12 Temmuz 2017
YOZLAŞMA…
1003 Okunma.
22 Haziran 2017
BENCİLLİK
965 Okunma.
19 Mayıs 2017
BAĞIMSIZLIK….
1088 Okunma.
15 Mayıs 2017
ÜLKEMİZDE ÇOCUK GELİNLER
1092 Okunma.
01 Nisan 2017
DEVRİMCİLİK
1151 Okunma.
20 Mart 2017
TACİZ
1155 Okunma.
22 Aralık 2016
AYDINLIK
1703 Okunma.
04 Kasım 2016
LAİKLİĞİN GETİRİSİ
1480 Okunma.
29 Ocak 2016
AÇLIK
1026 Okunma.
Haber Yazılımı