Yazı Detayı
17 Ekim 2019 - Perşembe 15:55 Bu yazı 157 kez okundu
 
CİN ALİ!..
ANONİM YAZI
 
 

Başlığa bakan birisi ilkokul yıllarının ilk evrelerinde karşılaştıkları "Cin Ali" serisini düşüneceklerdir ama kazın ayağı öyle değil. Cin Ali, Burdur - Acıgöl çanaklarını birbirinden ayıran Söğüt Dağları üzerindeki Ulupınar Köyü'nde yaşayan gerçek bir insan. Ulupınar Köyü bundan yüz yıl kadar önce Bulgaristan'ın Rusçuk bölgesinden Anadolu'ya göç etmiş Balkan Türklerinin kurduğu bir köy. İşte Cin Ali bu köyde yaşıyor.
Onunla sıcak bir yaz akşamı köyünde tanışmıştım. Sabah saatlerinde arabamı Ulupınar Köyü'ne bırakmış, iki öğrencimle Söğüt Dağları'nın en engebeli kesimlerini jeomorfolojik bakımdan araştırmak için dere tepe gezmeye çıkmıştım.
Akşam, gün batımına yakın köye döndüğümde uzaktan arabamın yanında bekleyen garip görünüşlü bir adam vardı. Yanına yaklaştığımda iki çukura gömülmüş, küçücük mavi gözleri ile yüzüme derin derin bakışı hafızamdan hiç silinmedi. Bakışları biraz ürkütücüydü. Üstü başı pek düzensiz, dağınıktı. Bu durum, "acaba köyün delisi ile mi karşılaştım" gibi bir düşünceye saplanmama yol açtı. Arabamın kapısında dikildiğinden yol vermesini bekledim. Sakin duruşunu bozmadan öylece dikiliyor. Biraz mesafeli duruyorum. Baktım, kıpırdamıyor. Selam verip, müsaade istedim. Kafasını kaldırdı, yüzüme dik dik baktı. İnsanın içine işleyen o derin çukurlardaki küçük mavi noktalarda bir sıcak gülümseme izi yok!.. Öğrencilerim arabanın öte yanındalar.
"Sizi bırakmam." dedi ve kendini arabanın kapısına siper etti. "Sabahtan beri burada bekliyorum." Çok kızmış gibi bir hali var. Şaşkınlık bütün yüzümden etrafa yayılıyor. Öğrencilerimle yüzyüze geldiğimde düşüncelerimiz adeta birbirini doğrular çizgideydi. “İşte köyün delisi!”..
Hiçbir sözümüz bu garip adama tesir etmedi. Sigara üstüne sigara yakıyor. Arada bir öksürük tufanı bütün bedenini dokuzluk deprem gibi sarsıyor. Bizi ısrarla evine davet etti. Hayli uğraştık ama ısrarında bir adım geri atmadı. Çaresiziz. Sadece evine bakıp dönme sözü alarak “hadi” değip peşine takıldık.
Köyün dağ yamacında en son evine yöneldik. Eski göçmen evlerinin tipik örneği. Alçak bir çatı, duvarlar dökülüyor. Bakımsız bir bahçe. Evin önü teraslı. Bizden önde evin kapısına dayandı. Kapıyı aralayıp içeriye doğru çay yapılmasını söyledi. Terasa çıkmadık. Duvarın önündeki yeşillikler üzerinde uygun bulduğumuz taşlar üzerine oturduk. Gözlerimiz ne yana baksa o yeşillikler arasında farklı büyüklüklerde taşlar görüyoruz. Yığınlarla taşlar. Hiçbirisi de buraların taşlarına benzemiyor.
Adam terastan yanımıza indi. Hoşgeldiniz deyip sıra ile elimizi sıktı. Deli olmadığına zaten evde birilerine seslendiği zaman kanaat getirmiştik. Kendini tanıttı. Adı Ali ama bu yörede onu herkes "Cin Ali" olarak tanıyormuş. Taşları sordum ona. Yanındaki yığından rastgele bir taş aldı bana uzattı. "Olivin" dedi. Adama baktım!.. Gözlerim etrafımızdaki uzak yakın yamaçları şöyle bir taradı. Olivin buralarda asla olamaz. Olsa da Cin Ali bunu nasıl bilebilir? Başka bir taş. Altın içeren, Uşak civarından bir örnek!
Obsidiyen örneğini gösterirken ellerinin titrediğini farkettim. Yaşından değil bu. Her taş örneğini eline aldıkça ellerindeki titreme devam ediyor. Bazılarında duyduğu heyecan daha fazla olmalı ki, titremeler artıyor. Artvin'den Erzurum'a, Konya'dan Çorum'a örnek göstermediği ilimiz yok gibi. Cin Ali tam bir taş uzmanı. Her taştan örnek gösterdiği gibi nasıl bir taş olduğunu, sanayide nerede kullanıldığını, sağlık açısından neye yaradığını da açıklıyor. O ara bir kadının köyden bulunduğumuz eve doğru kucağında birkaç paketle bizim bulunduğumuz eve doğru hızla geldiğini gördüm. Yaklaştığında evin arkasına geçti, gözden kayboldu. Cin Ali ile taş sohbeti koyulaştıkça vaktin nasıl geçtiğini bile anlayamadık.
Neden sonra evin kapısı aralandı. Köyden paketlerle gelen kadın, çay servisi yaptı. Cin Ali'ye köyde bakkal olup olmadığını sordum. "Yok" dedi. O akşam çay içtim ama boğazımda düğümlenen bir şeylerle. Bir iki çay servisinden sonra Cin Ali taşlara olan tutkunluğunu, bu yüzden evini çok kez ihmal dahi ettiğini anlattı. Bizi taşlarla ilgilenen insanlar olduğumuz için merak ettiğini de ekledi. "Taşları seven herkes benim dostumdur" anlayışı ile insanlara baktığını, taşlarla ilgilendiği için yakında köylerinin bir - iki kilometre ötesinde açılacak maden ocağında kendisine iş verileceğini, böylece evine ekmek parası getirebileceğini yüzünden tebessümler yayarak anlattı.
Koyu gölgelerin karanlığa dönüştüğü bir saatte, Cin Ali ile vedalaştık. Akşam çekirgelerinin yaydığı yalnızlık şarkıları arasında köyü Burdur'a bağlayan belden aşarken, Cin Ali'yi bu defa gönüllü ziyaret etmek sözünü kendime vermiştim bile.

Nurfettin Kahraman

 

 
Etiketler: CİN, ALİ!..,
Yorumlar
Haber Yazılımı