Yazı Detayı
19 Eylül 2018 - Çarşamba 12:39 Bu yazı 1084 kez okundu
 
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
PROF DR. Mehmet TOMANBAY
 
 

TL’nin son aylardaki hızlı değer kaybı ve enflasyon oranındaki hızlı artış Merkez Bankası’nı, Sayın Cumhurbaşkanının sıcak bakmamasına rağmen, politika faizini beklentilerin de üzerinde 625 baz puan arttırmaya mecbur bıraktı. Faiz artışı önlem alınmazsa büyük bir buhrana dönüşme olasılığı bulunan sorunları önlemeyi amaçlıyor. 

Ancak ekonomi ilginç bir faaliyet alanıdır. Ortaya çıkan iktisadi sorunlar ya da olaylar çok sayıda değişkenin etkisindedir. Bu değişkenler hem iktisadi sorunla hem de birbirleri ile zıt etkileşim içinde olabilirler. Bu nedenle bir sorunu çözmek için alınan önlem o sorunu çözmeye yardımcı olurken bir başka büyük iktisadi soruna yol açabilir.

Merkez Bankası, politika faizi olarak tanımlanan bir haftalık repo ihalesi faiz oranını 625 baz puan arttırarak % 24’e çıkardı. Bu artış beklentileri fazlasıyla aştı ve piyasaların ilk tepkisi olumlu oldu. ABD doları 6.00 TL, Euro’da 7.00 TL sınırlarına kadar düştü. Borsa da benzer bir tepki verdi. Analistler tarafından direnç noktası olarak tanımlanan 94.000 sınırı rahat geçildi.

Öte yandan kurun hızla yükselmesi kazançları TL ile olan şirketlerin döviz borçlarını ödeyememe risklerini arttırmış durumda. İşte bu faiz kararı borçlu şirketleri, kısmen de olsa rahatlatacak. Çünkü faizin % 24’e yükselmesi, bankaların mevduat faizlerini de yükseltmelerine yol açacak. Böylelikle nominal faiz M.B. yılsonu beklenti anketinde % 19.61 olarak tahmin edilen enflasyon oranını aşacak ve reel faiz artıya geçecek. Artı reel faizden beklenen de ülkeye döviz girişini arttırması. Döviz arzı artarsa döviz kuru düşer ve TL değer kazanır. Böylelikle şirketler döviz borçlarını daha rahat ödeyebilecek, dış borç daha rahat döndürülebilecek.

Ancak yüksek oranlı faiz artışı diğer sorunları nasıl etkileyecek?

Ekonomimiz bu yıl yavaşlama sürecine girdi. 2017’de % 7.4 büyüyen ekonomimiz 2018 yılı ikinci çeyreğinde % 5.2 büyüdü. Öncü göstergelere göre bu daralma daha da hızlanacak. Ekonominin daralması işsizliğin ve yoksulluğun artması demek.

Böyle bir ortamda faiz artışı ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilecek. Çünkü, bankalar mevduat faizleri sonrası kredi faizlerini de arttırmak zorundalar. Artan kredi faizleri yatırımları daha da yavaşlatacak ve bir durgunluğu tetikleyebilecek. İşsizlik ve yoksulluk daha da artacak.

Bu ortamda ekonomi yönetiminin sorumluluğu daha da artıyor. Çünkü sıkıntıların temelinde ekonomi yönetimine güvenin azalması da yatmakta. Doğru kararlar alınması bu ortamda çok önemli.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Orta Vadeli Planın (OVP) 20 Eylül’de açıklanacağını duyurdu. OVP, uygulanacak makro politikalarla, özellikle özel sektöre ışık tutacak, yatırım kararlarını verirken önlerini görebilmelerine yardımcı olacak bir resmi belge. Bu nedenle OVP’nin makro politikaları belirlenirken hata yapmamak çok önemli. Yaşanılan temel sorunları piyasalara güven veren, birbiri ile tutarlı, ince ayar (fine tuning) politikalarla aşmak için çok iyi bir fırsat.

OVP’nin ekonomiye olan güveni artırabilmesi için birkaç önemli nokta var: Bu resmi belgede son yıllarda bozulan mali disiplini sağlayacak önlemlere ağırlık verilmeli. Dış borç sorununun, tekrar borçlanılarak değil tasarruf ve fedakârlıklarla çözüleceği alınan önlemlerle gösterilmeli. Bütçe açığı küçültülerek harcamalar kontrol altına alınmalı. Ilımlı büyüme ve gerçekçi enflasyon oranları hedeflenmeli. Tarım destekleri arttırılmalı, vergi reformu ve teşvik sistemi iyileştirmeleri gibi yapısal reformların hızla hayata geçirileceği vurgulanmalı ve takvime bağlanmalı. Merkez Bankası’nın bağımsızlığına saygı duyulmalı, kalıcı hale getirilmeli.  

M.B.’nın gerçekleştirdiği yüksek oranlı faiz artışı sonrası eğer 20 Eylül’de açıklanacak OVP’de de belirttiğimiz ana ilkelere uygun makro politikalar uygulamaya sokulursa ekonomiye olan güven artmaya ve tünelin ucunda ışık görülmeye başlanabilir. Aksi halde şimdiye kadar yaşanılan iktisadi sıkıntıların çok daha ağırlarını yaşamaya hazır olmalıyız.

 

 
Etiketler: EKONOMİ, YÖNETİMİNİN, SORUMLULUĞU, ARTIYOR!, ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
20 Haziran 2018
DEĞİŞİM ZAMANI
292 Okunma.
24 Nisan 2018
YAŞASIN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ
262 Okunma.
05 Nisan 2018
EKONOMİDE DURUM: CUMHURBAŞKANI MI, YARDIMCISI MI HAKLI?
299 Okunma.
25 Şubat 2018
NÜKLEER SAVAŞA İKİ DAKİKA KALDI!
555 Okunma.
08 Şubat 2018
GÜÇLÜ ÜLKE NASIL OLUNUR?
370 Okunma.
15 Ocak 2018
İSTİKLAL SAVAŞINDA ADANA’NIN YURTSEVER KAHRAMANLARI
431 Okunma.
23 Aralık 2017
2018 YILINA GİRERKEN TÜRKİYE EKONOMİSİ
1730 Okunma.
13 Kasım 2017
CHP NEDEN BAŞARILI OLAMIYOR?
529 Okunma.
23 Ekim 2017
EKONOMİMİZDE HİNT YAZI
476 Okunma.
09 Ekim 2017
RANT MI ÖNEMLİ YEŞİL ALANLAR MI?
461 Okunma.
23 Eylül 2017
2018 MEMUR VE EMEKLİLER İÇİN DAHA DA SIKINTILI OLACAK
695 Okunma.
22 Temmuz 2017
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
694 Okunma.
09 Temmuz 2017
TARİHİN VERDİĞİ DERS VE ADALET YÜRÜYÜŞÜ
647 Okunma.
26 Haziran 2017
GÜNEŞİN GİZEMLİ BAHÇESİ
582 Okunma.
12 Haziran 2017
TÜRKİYE’NİN ETRAFINDAKİ KANLI ÇEMBER DARALIYOR
653 Okunma.
28 Mayıs 2017
BORSA İSTANBUL’DA NELER OLUYOR ?
629 Okunma.
15 Mayıs 2017
DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ VE TÜRKİYE
702 Okunma.
30 Nisan 2017
DÜNYA BÜYÜRKEN TÜRKİYE KÜÇÜLÜYOR
699 Okunma.
26 Mart 2017
EKONOMİMİZ VE 16 NİSAN REFERANDUMU
1023 Okunma.
13 Mart 2017
BÜYÜK TEHLİKE: SÜNNİ-Şİİ SAVAŞI
812 Okunma.
27 Şubat 2017
TÜRKİYE BÜYÜK SAVAŞA NE KADAR YAKIN?
1055 Okunma.
01 Şubat 2017
EKONOMİMİZ KRİZDE Mİ?
923 Okunma.
09 Ocak 2017
DOLAR KURU 2017'DE DE ARTMAYA DEVAM EDER Mİ?
980 Okunma.
26 Aralık 2016
ÜLKE YÖNETİMİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİ YİTİRİYOR
996 Okunma.
11 Aralık 2016
EURO-DOLAR SAVAŞININ KAZANANI OLUR MU?
1371 Okunma.
28 Kasım 2016
BOP, DOLARIN DÜNYA EGEMENLİĞİNİ SÜRDÜRME PROJESİDİR. (I)
828 Okunma.
13 Kasım 2016
ORTA GELİR TUZAĞINDAN ÇIKIŞ HAYAL OLUYOR
946 Okunma.
01 Kasım 2016
CUMHURİYETİMİZ; MESUT, MUVAFFAK VE MUZAFFER” OLACAKTIR
1262 Okunma.
20 Ekim 2016
EKONOMİDE YAPISAL SORUNLAR BÜYÜYOR
1181 Okunma.
Haber Yazılımı