Yazı Detayı
07 Mart 2020 - Cumartesi 11:34 Bu yazı 59 kez okundu
 
TÜRK TARİHİNDE KADININ ÖNEMİ
Filiz BAŞ (Sosyal Hizmet Uzmanı)
 
 

Dünya Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde farkındalık oluşturmak amacıyla kadınların ekonomik, siyasi ve sosyal başarıları ön plana alınarak programlar düzenlenmektedir. 

Kadınlık ve erkeklik rolleri toplumsal değerler ile şekillenir ve geleneksel yapısını sürdüren toplumlarda,  cinsiyet rolleri kadına ve erkeğe farklı roller yüklemektedir. Ülkemizde, Anadolu’nun kadınları, tarih boyunca istiklal ve istikbal mücadelelerimizde daima en önemli görevler üstlenmişlerdir. Devletimizin kuruluşunda ve en zor anlarında görev üstlenen kahraman kadınlarımız, gerektiğinde vatan savunmasında da hayati roller almışlardır. Eski Anadolu kadınlarımızın bizlere bıraktığı bu miras, bugün hepimiz için gerçek bir rehber niteliğindedir. 

Eski Türklerde, kadınların toplumsal yaşantının dışında tutulmadığı ailede kadının kocasıyla eşit haklara sahip olduğu, savaşa katıldığı ve siyasal kararların alınmasında etkili olduğu bilinmektedir. Şölenlerde, kurultaylarda, ibadet ve ayinlerde, harp ve sulh meclislerinde hatun da mutlaka hakanla beraber bulunurdu. Türk Kutluk Devletinde, Hint Türk Devletinde, İlhanlılarda olduğu gibi kadın hükümdarlar, vezirler de bulunmaktaydı. Hatta tarihte “devlet başkanlığı” yapan ilk kadınlara da eski Türklerden örnekler verilebilir ki,  Kutluk Türk Devletinde Türkan Hatun gibi. 

İslam dini, kadın hakları üzerinde titizlikle durmuş ve kadını hiçbir nizam ve sistemin veremediği müstesna bir yerde görmüştür. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “Erkeklerin kadınlar üzerinde olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır”;  başka bir hadis-i şerifte de “sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır.” buyrulmaktadır. İslam dünyasında da kadınlar hayatın her alanında yer almış,  tarih boyunca kadın şairler, âlimler ve mutasavvıflar yetişmiş, kadınlar fiilen savaşa iştirak etmiştir. Hatta Hz. Muhammed’in eşi Hz. Aişe’nin, Cemel gazvesinde kumandanlık yaptığı bilinmektedir.  

Osmanlı Dönemine baktığımızda da kadın derneklerinin kurulmasının desteklendiği,  Fatma Aliye’nin başkan olduğu ve Rumeli sınırında çarpışan askerlere kışlık giyecek yardımında bulunan ve 1908’de kurulan “Cemiyet-i İmdadiye” bu devrin ilk kadın kuruluşu olduğu görülmektedir. Osmanlı’da da kadınlar, her alanda eşlerine destek olmuştur. 

Kurtuluş Savaşı Türk toplumunda kadın haklarının yasal gelişimi açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Kurtuluş Savaşı yıllarında, erkeği cepheye giden Türk Kadını, çocuğunu yetiştirmiş ve evinin geçimini sağlamıştır. Hatta silâh ve cephane taşıyarak savaşa katılmıştır. Bu davranışı ile Türk Kadını, Türk toplumundaki önemli yerini bir defa daha ispat etmiştir.1. Dünya Savaşı nedeniyle kadınlar erkeklerden boş kalan telgraf ve maliye memurluklarında, hastaneler ve laboratuvarlarda çalışmaya başlamışlardır. Bu kadınların arasında Halide Edip, Nezihe Muhittin gibi tarihi örnekleri görebiliriz. 

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kadınlarımızın yüksek eğitim görmesi, meslek sahibi olması, işgücüne katılması ve bunu özellikle toplumda prestiji yüksek kabul edilen dallarda gerçekleştirmeleri her daim önemsenmiştir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı verirken güç aldığı, yardımını gördüğü Türk kadınını hiç unutmamış, vefa duygusunu her fırsatta belirtmiştir. Cumhuriyetimizin kuruluşunun ardından, dünyadaki birçok devletten önce, 1930 yılında yerel seçimlerde, 1933 yılında Muhtarlık ve İhtiyar Heyeti seçimlerinde, 5 Aralık 1934 tarihinde de milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Türk kadını seçme ve seçilme hakkını Avrupa, Amerika ve Asya’daki birçok ülkeden önce almıştır. Türkiye aynı zamanda bu hakları tanıyan ilk İslam ülkesidir . 1950 yılında ilk kadın belediye başkanı Müfide İlhan Mersin'den seçilmiş, İlk kadın bakan Türkan Akyol, 1971 yılında göreve atanmıştır.  

Tüm medeniyetler kadınlara verdikleri değerler ile diğer toplumlar içinde saygınlıklarını korur, itibarlarını geliştirirler. Kadına verilen değer Türk toplumunun kültürel ve tarihsel sürecinin temel bir parçasıdır. Türkiye'de aile çağdaş hukuk anlayışına uygun olarak medenî kanun esaslarına göre kurulmuştur. Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Kadın erkek eşitliğinin sağlanması, toplumsal uzlaşmanın da en önemli şartlarından birisidir. 

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, sürdürdüğü hizmet politikası ile aile yapımızı, milli, manevi ve kültürel değerlerimizi koruyarak, ülkemizi medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak için çalışmalarını sürdürmektedir. Ülkemiz kadınlarının toplumun her alanında konumlarının güçlendirilmesi, kadın ve kız çocuklarına karşı her türlü şiddetin ortadan kaldırılması ve kadınlar ile erkekler arasında fırsat eşitliği sağlanması temel hedeflerimiz içinde yer almaktadır. Medeniyetimizin, inanç ve değerlerimizin temel unsuru olan kadınlarımız, Türkiye’nin gücüne güç katan öncülerimizdir. Kadınlarımız siyasetten ekonomiye, bilimden kültür hayatına dek çok geniş bir alanda başarılarıyla var olurken onların yanında, her türlü ayrımcılığın da karşısında olacak tedbirler alınmaktadır. 

Kadına sağlanan pozitif ayrımcılık sayesinde,   kadınların bilimde, sanatta, kültürde, eğitimde, ekonomide etkin bir şekilde rol almasının kolaylaşmış,  ilerleme kaydedilmiştir. Bu amaçla, mevzuatımıza getirilen kapsamlı değişikliklerin, toplumsal hayatımıza yansıması için yapılan çalışmalara da hız verilmiştir. 

Doğumdan ölüme kadar hayatın her anında varlıklarını hissettiğimiz, analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı ve çok daha fazla değerlerimizi ifade eden bizi biz yapan saygıdeğer Türk kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlar,  sağlık, mutluluk ve hayatın her kesiminde başarı getirmesini dilerim.

 

 
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , TÜRK, TARİHİNDE, KADININ, ÖNEMİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı