Mina efendi, 4 Ekim 1914 Isparta-Burdur depreminden sonra Cuma günleri Cuma namazına, Pazar günleri ise kiliseye gitmeye başlar.
Gerçek adı bilinmez.Ama Isparta Müslim, Rum,Ermeni cemaatleri sakinleri MİNA ya daI ISIFRAL efendi diye bilirler. 4 Ekim 1914 Isparta depreminde eşi, iki çocuğunu kaybetmiş. Kendisi sağ kurtul muş. Hatta: Isparta Çavuş mahallesi şimdiki Turan mahallesindeki Eskılya sokakta 13 no’ lu, iki katlı evinin altında ailecek çalıştırdıkları potur, erkek kalın pantolonluk dokuma tezgahları depremde yerle bir olmuş. Mina efendinin evinin bulunduğu Eskolya sokağında oturanların tümü depremde yok olmuşlar. Sadece Mina efendi sağ kurtulmuş..
Ispartalılar, deprem kayıplarını sohbetlerine konu ederlerken Mina efendinin depremden kurtulma nedenini bir rüyaya bağlıyıverdiler doğrusu !..
Isparta sancak kadı vekili Kaçkınzade deprem gecesi Mina efendiyi rüyasında görür. Isparta Aksu caddesindeki Demirkörü’ yü yaptıran hayırsever, Kadı Vekili , Kaçkınzade Hacı Ahmet Efendi Mina efendinin afsunlu, okunmuş, korunan birisi olduğunu depremden bir müddet sonra dillendirir. Gördüğü rüyayı anlatır.
Isparta sancak Kadı Vekili Kaçkınzade Hacı Ahmet Efendi rüyasında, Isparta Rum’u, dokumacı Mina efendiyi deprem gecesi Hicaz’ da olduğunu, Hz. İbrahim ’in oğlu İsmail’ in Allah ’a olan inanç ve bağlılığının sınandığı yerde beklemekte olduğunu görür..
Beklediği yerin de tam Hz.İsmail’ in kurban edilmek istenilen noktada diz üstü çömelmiş halde görür.. Bundan dolayı 1914 depreminde ailesi, çocukları hatta Eskolye sokağında herkesin ölmesi, Minaefendi’ nin ölmemesini, depremden kurtulmasını bu rüyaya bağlar. Mina efendi bu rüyayı duyduktan sonra dizüstü görülmesinin nedenini.”Müslimlerin camisine gidip dizüstü oturmalıyım, namaza gitmeliyim” diye düşünür.
Mina efendinin afsunlu, sihirli, korunan, büyülü, tılsımlı olduğu Isparta (sancak) sokaklarında depremin acılı görüntüsüne rağmen; mahalle sohbetlerinde insanlarca konuşulur. Bunun nedenini de şuna bağlarlar:
Mina efendi, dokuma tezgahında çalışmasından dolayı dizleri sık sık ağrır. Zaman zaman yürüyerek dizlerini dinlendirir. Hatta hergün ikindi ezanından önce aynı mahallede Arap Pınarı çeşmesine gider. İki testiyi doldurur. Su’ yun en büyük nimet oluşu nedeniyle çeşme başında “Su Dûa’ sını her defasında okur, Yaradan’ a şükreder.
Halen Turan mahallesinde bulunan, adı Balıkçı Köşesi olarak bilinen diğer sokağa gider. Buradaki bir baraka evde yalnız, kimsesiz, yoksul bir Müslüman yaşlı Nine’ ye (Hanife) su testilerini götürür. Diğer boşalmış testileri tekrar evine, dokuma tezgâhının bulunduğu yere getirir. Bundan dolayı Mina efendinin Rum Ortadoks cemaatinden olmasına karşın, yaşlı Hanife kadına yardımcı olması gösterilir.
Ayrıca, Hanife nine su dolu testileri getiren Mina efndiyi kapı aralığından her gördüğünde, sesli, sesli kelimeyi şehadet getirir. Aynı kelimeyi şehadet getirmeyi Rum Ortadoks Mina efendinin de; bu dûayı tekrar etmesi bile kendisinin afsunlu olabileceği yorumu yapılır.
1914 depreminden sonra kimsesiz kalan Mina efendi iki beyaz sepetle Müslüman mahallelerinden yumurta toplamaya başlar..
..
Müslüm mahallelerinden aldığı yumurtaları Isparta’nın Hıristiyan mahallelerinde satar. Cedit, Çavuş, Emre, Kemer (bugünkü Turan), Ermeni Acemlerin bulunduğu Yaylazade mahallelerinde üç kırtıklı kuruşa aldığı yumurtaları Rum ve Ermeni varlıklı ailelere beş kırtıklı kuruşa satardı. En fazla yumurta satın aldığı mahalle ise Çelebiler mahallesiydi. Bol tavuklu bir mahalledir burası..
Bu mahalleye gelen Mina efendi iki sepet elinde olduğu, içlerinde biraz saman bulunduğu halde bağırmaya başlar. Yumurtayı kelimesini pek kullanamazdı.
Karaman Rumlarının konuşma aksanlı ağzıyla; Osmanlı Rumcasıyla “yumurta” diyemezdi. Bağıdığında; “Yumurta alırım!...”diyemezdi.. “Mımırta” alırım diye bağırırdı Isparta sancak sokaklarında..
“Mımırta alırım, Mımırta Satarım!.. Mımırta var..., Mımırtaaaaa!..”derdi..
Sesi duyan sokaklarında, dalgın oyununu oynayan çocuklar Mina efendinin :
”Mımırtacı geldi..mımırta!..”sesini duyan kümeslere koşar. Yumurta yumurtlama nöbetindeki tavuklar, çocukların Minaefendi amcalarına üç kırtıklı kuruşa yumurta satma heyecanlarından tavuklar koro halinde gıdaklamaya başlarlardı.. Hep birlikte gıdaklayan tavukların sesinden dolayı heyecanlanan mahalleleliler: “Ne oluyor, deprem mi oluyor” kaygısına kapılırlardı..
Mina efendi iki çocuğunu, sevgili eşini 1914 Isparta depreminde kaybetmesin- den sonra hayata böyle tutunmanın yolunu bulur.
Cuma günleri Mina efendi cami yolunu gözler.. Kadı İsmail Efendi , Arapzade Mehmet Şevki efendi, Isparta eşrafından Süldürzade Hafız Ömer Efendi' nin ve
oğlu İsmail Hakkı Efendi’ nin, Karabacak Zade Osman Efendi'nin, Mutasarrıf Sırrı Bey’ in peşine takılır. Peygamber Camii olarak bilinen Kavaklı Camiye gider.
Çinilerle süslenmiş köşeye dizüstü oturur.. Cuma’sını eda eder.
Aynı haftanın Paz gününde de yine başka bir alışkanlıkta olan Mina efendi:
Çavuş mahallesindeki Çavuş sokakta bulunan Aya İstadi kilisesine gider. Rum ahalisinden Halıcı, Gülyağcı, zahire tüccarı, afyon sütü, kitre zamkı tüccarları Temelidis, Avrakoğlu, Papazoğlu, Sitiloğlu ile diğer Ortodoks Ispartalılarla birlikte Hz İsa adına dûa eder.
Mina efendi 1914 Isparta-Burdur depreminden sonra; Ne İsa’ya, Ne Musa’ya gücendirmek istemezdi..
Araştrm: Bayram AYGÜN: Emekli Öğretm, Köşe yazarı Isparta 2018-Şahsımın yayınlamama izin veren ve kaynak –belge temini: Osmanlı’nın Isparta Rum’u, işadamı Hacı Yanko Gavriloğlu akraba torunlarından Hacı Todok torunu Kıryos Yaslanoğlu Atine-2016