CAN’DAN BAKIŞ  Yazan: Ahmet CAN
Köşe Yazarı
CAN’DAN BAKIŞ Yazan: Ahmet CAN
 

SAĞLIK KONULARINA STRATEJİK BAKIŞ

Hastalık, sevimli bir şey değil. Hiçbir hastalığın, kapımızı çalmasını istemeyiz. Hastalık ve yaşlılık, elden ayaktan kesilme geldiğinde; evlatlarımız, yakınlarımız, bize sevgiyle baksın isteriz. Lakin, günümüzde bundan emin olamıyoruz… En yaygın ölümcül hastalık olarak, kalp-damar ve kanser hastalıklarını belirtmek mümkün. Bir de güncel konu olan “Şarbon” hastalığını hatırlamalıyız. Bu hastalıkların, biyolojik olduğu kadar, “Stratejik” hastalıklar olduğunu söylersek, yanılmayız ama, oldukça şaşırtıcı oluruz… Dolayısıyla, itirazların yükselebileceğini tahmin etmek de zor değil. Zira, kanser ve kalp-damar hastalıklarının strateji ile alakasını hemen kurmak mümkün olmayacaktır… Zaten, günümüzde; sınırları daralmış kültür ve kavram düzeyimizde, neyi geniş ve doğru boyutlarda anlama şansına sahibiz ki?.. Yaklaşık, 200 yıllık, Batı’nın “Şark Meselesi” emperyalist hedefleri için, “Kültürel asimilasyon” tezgahlarından geçtik ve bu konuda kullanılan/geliştirilen teknoloji ve taktiklerle, daha şiddetli olarak geçiyoruz. Önce kavramlarımız ve dolayısıyla da düşünce sistematiğimiz bozuldu. Bu yüzden özellikle “Strateji ve stratejik” konuları anlamakta zorlanıyor ve hatta hiç anlamıyoruz… Aslında milletlerin, devletlerin ve hükümetlerin, “Ebet-müddet” temelli en kapsamlı konusudur bu; karmaşık hayatımızın anlaşılması zor konusu… “Strateji”, bu yabancı kelimeyi, çok basit ve hatta alakasız bir kavram olarak dilimizde kullanıyoruz. Oysa strateji; kısaca, uzun vadeli ve çetrefilli hedeflerin, plan, taktik, araç ve insan faktörlü politikalar bütünüdür. SAĞLIK VE STRATEJİ İşte tam da bu nedenle, “Sağlık” konusunun bir temel esasıdır strateji. Belki de, Kanuni Sultan Süleyman da, “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.” Beytini bu nedenle söylemiştir. O’nun dönemindeki insan ve toplum sağlığı ve bunun için gerekli yapı ve kurumsallaşmaya baktığımızda, işte bunu görüyoruz. Nasıl mı? Alanlarında birer dahi olan, Selçuklu dönemlerinin İbn-i Sina’sı ve Kanuni devirlerinin Mimar Sinan’ı, herhalde tesadüfen ortaya çıkmamıştır… O devirlerin dünyası ile içinde bulunduğumuz bu devirlerin sağlık dünyasını/durumunu kıyaslayacak olursak, bu durum, daha net anlaşılır olacaktır. Değil ana-baba, göçmen kuşların dahi tedavi, barınma, maişet derdi olmamış o dönemlerde… Kanadı kırık kuşlar için bile vakıflar kurulmuş. Şimdilere bakarsak; kanadı ve kalbi kırık insanlara bakmak şöyle dursun, sistem olarak, bunları üreten durum hakimdir… İşte bu noktada, “Strateji” kavramını hatırlamalıyız ve sağlık sistemimizin stratejisinde, “insan” değil “para” odaklı bir yapı olduğunu görmek zorundayız. Bunu görmediğimiz veya (bir nedenle) görmek istemediğimiz için, işin içinden çıkamıyoruz. Sosyal, psikolojik durumlar ve toplumsal bozulmalar da aynı şekilde… Dünyanın değişik karanlık merkezlerinde planlanıp, stratejik olarak yürütülen “Gen” , “Nişasta bazlı şeker”, raf ömrünü uzatan “koruyucu maddeler”; “Gıda boyaları” konuları ile Colalı içecekler, margarinler, deterjanlar, zirai ilaçlar başta olmak üzere; binlerce gizli açık kimyasallarla, saldırılara maruz kalıyoruz. Hastalıkları (sözde) tedavi için üretilen kimyasal ilaç sisteminin de stratejik ve para odaklı olduğuna dikkat çekmeliyiz… Bu konular ortada dururken; hastaneleri ve yatak sayılarını, ceza evlerini ve kapasitelerini artırma derdindeyiz… Oysa stratejik konuların, stratejik cevapları olur… Ve netice; Bir garip ölmüş diyeler, Üç günden sonra duyalar…” Para merkezli sistemin umurunda mı?.. Belediyelerin cenaze hizmetleri de artıyor nasılsa  
Ekleme Tarihi: 04 Eylül 2018 - Salı

SAĞLIK KONULARINA STRATEJİK BAKIŞ

Hastalık, sevimli bir şey değil. Hiçbir hastalığın, kapımızı çalmasını istemeyiz. Hastalık ve yaşlılık, elden ayaktan kesilme geldiğinde; evlatlarımız, yakınlarımız, bize sevgiyle baksın isteriz. Lakin, günümüzde bundan emin olamıyoruz…

En yaygın ölümcül hastalık olarak, kalp-damar ve kanser hastalıklarını belirtmek mümkün. Bir de güncel konu olan “Şarbon” hastalığını hatırlamalıyız.

Bu hastalıkların, biyolojik olduğu kadar, “Stratejik” hastalıklar olduğunu söylersek, yanılmayız ama, oldukça şaşırtıcı oluruz… Dolayısıyla, itirazların yükselebileceğini tahmin etmek de zor değil.

Zira, kanser ve kalp-damar hastalıklarının strateji ile alakasını hemen kurmak mümkün olmayacaktır… Zaten, günümüzde; sınırları daralmış kültür ve kavram düzeyimizde, neyi geniş ve doğru boyutlarda anlama şansına sahibiz ki?.. Yaklaşık, 200 yıllık, Batı’nın “Şark Meselesi” emperyalist hedefleri için, “Kültürel asimilasyon” tezgahlarından geçtik ve bu konuda kullanılan/geliştirilen teknoloji ve taktiklerle, daha şiddetli olarak geçiyoruz.

Önce kavramlarımız ve dolayısıyla da düşünce sistematiğimiz bozuldu. Bu yüzden özellikle “Strateji ve stratejik” konuları anlamakta zorlanıyor ve hatta hiç anlamıyoruz… Aslında milletlerin, devletlerin ve hükümetlerin, “Ebet-müddet” temelli en kapsamlı konusudur bu; karmaşık hayatımızın anlaşılması zor konusu… “Strateji”, bu yabancı kelimeyi, çok basit ve hatta alakasız bir kavram olarak dilimizde kullanıyoruz. Oysa strateji; kısaca, uzun vadeli ve çetrefilli hedeflerin, plan, taktik, araç ve insan faktörlü politikalar bütünüdür.

SAĞLIK VE STRATEJİ

İşte tam da bu nedenle, “Sağlık” konusunun bir temel esasıdır strateji. Belki de, Kanuni Sultan Süleyman da, “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.” Beytini bu nedenle söylemiştir. O’nun dönemindeki insan ve toplum sağlığı ve bunun için gerekli yapı ve kurumsallaşmaya baktığımızda, işte bunu görüyoruz.

Nasıl mı? Alanlarında birer dahi olan, Selçuklu dönemlerinin İbn-i Sina’sı ve Kanuni devirlerinin Mimar Sinan’ı, herhalde tesadüfen ortaya çıkmamıştır…

O devirlerin dünyası ile içinde bulunduğumuz bu devirlerin sağlık dünyasını/durumunu kıyaslayacak olursak, bu durum, daha net anlaşılır olacaktır.

Değil ana-baba, göçmen kuşların dahi tedavi, barınma, maişet derdi olmamış o dönemlerde… Kanadı kırık kuşlar için bile vakıflar kurulmuş. Şimdilere bakarsak; kanadı ve kalbi kırık insanlara bakmak şöyle dursun, sistem olarak, bunları üreten durum hakimdir…

İşte bu noktada, “Strateji” kavramını hatırlamalıyız ve sağlık sistemimizin stratejisinde, “insan” değil “para” odaklı bir yapı olduğunu görmek zorundayız. Bunu görmediğimiz veya (bir nedenle) görmek istemediğimiz için, işin içinden çıkamıyoruz. Sosyal, psikolojik durumlar ve toplumsal bozulmalar da aynı şekilde…

Dünyanın değişik karanlık merkezlerinde planlanıp, stratejik olarak yürütülen “Gen” , “Nişasta bazlı şeker”, raf ömrünü uzatan “koruyucu maddeler”; “Gıda boyaları” konuları ile Colalı içecekler, margarinler, deterjanlar, zirai ilaçlar başta olmak üzere; binlerce gizli açık kimyasallarla, saldırılara maruz kalıyoruz. Hastalıkları (sözde) tedavi için üretilen kimyasal ilaç sisteminin de stratejik ve para odaklı olduğuna dikkat çekmeliyiz…

Bu konular ortada dururken; hastaneleri ve yatak sayılarını, ceza evlerini ve kapasitelerini artırma derdindeyiz… Oysa stratejik konuların, stratejik cevapları olur…

Ve netice; Bir garip ölmüş diyeler, Üç günden sonra duyalar…” Para merkezli sistemin umurunda mı?.. Belediyelerin cenaze hizmetleri de artıyor nasılsa

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.