Hadi Önal
Köşe Yazarı
Hadi Önal
 

FETÖ’NÜN YURTLARINA NE OLDU?

15 Temmuz 2016 gecesi ülkemizde bir büyük darbe girişimi yaşandı. Yıllarca devletin içerisine sızarak güçlenen Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarının öncülüğünde TBMM’sini bombalayacak kadar alçalan bu harekât, kısa süre ile bastırıldı. Fethullah Gülen adındaki bir imamın önderliğinde, kendisini belli etmeden güçlenen bu terör örgütü, 40 yılı aşkın bir süre kullandığı taktiklerle bir yandan halkın büyük teveccühünü kazanmış; bir yandan da siyasilerden ve bürokratlardan gördüğü destek ve yardımlarla devletin en hassas noktalarına kadar sızmıştı. Dini bir hareket görüntüsü ile yola çıkan örgüt mensupları, başta eğitim olmak üzere medya, finans, sağlık gibi konularda önemli kazanımlar elde etmişlerdi. Öncelikle ve özellikle ülke içerisinde açtıkları okullar, dershaneler ve yurtlarla gençlerimizi dini duygularını istismar ederek kendilerine bağlamaya çalışmışlardı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bu sinsi örgütün yurt genelindeki bütün faaliyetlerine son verildi; okulları, dershaneleri, yurtları, hastaneleri kapatıldı. FETÖ terör örgütünün Türkiye Genelinde 820 öğrenci yurdu vardı. Bu yurtlar, 667 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile kapatıldı. Normal şartlarda kapatılan bu yurtların devlet kontrolüne geçmesi ve Kredi Yurtlar Kurumuna (KYK) devredilmesi gerekirdi. Ancak öyle olmadı. Ya ne oldu? Hemen söyleyeyim; bu yurtların büyük bir kısmı Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) ile Ensar Vakfı ve İlim Yayma Cemiyetine devredildi. Devir ile birlikte iki büyük hassasiyet de istismar edildi. İstismar edilen birinci hassasiyet 1443 yıldır İslam’ın aydınlık yüzü vakıfların istismarıdır. Nedir vakıf? Vakıf, Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma umuduyla kişinin servetini kalıcı ibadete dönüştürmesidir. Vakıfta gösteriş yoktur, kazanç elde etmek yoktur. Vakıf; yetime şefkat yuvası, yolcuya barınak, yoksula aş, işsize iş, öğrenciye yurt, yaşlıya huzurevi, hastaya şifahanedir. Vakıf; okuldur, yurttur, camidir, çeşmedir, handır, kervansaraydır, kışladır, hastanedir, kütüphanedir… Âli İmran Suresi 92. ayetinde Cenabı Allah: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”, diyerek infakın önemini belirtmiştir. İslam Peygamberi Hz. Muhammed’de (s.a.v) “İnsan ölünce şu üçü dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye yani faydası süregelen hayır, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlât.” Sözü edilen ayet ve peygamberin hadisini kendileri için kurtuluş yolu gören Müslümanlar, dünyada kazandıkları mallarını, mülklerini, servetlerini hayır işlerinde kullanmak için vakfetmişlerdir. Böylece Müslümanların yaşadığı her ülke, insana ve insanlığa hizmet veren vakıflarla donatılmıştır. İslam’da devletin bir şekilde el koyduğu mal veya servetin; birtakım insanların oluşturdukları cemaat, cemiyet, kuruluş veya derneklere devredilmesi ve işletilmesi diye bir husus yoktur. Bu tip kuruluşların vakıf zırhına bürünerek denetimden kaçmaları gibi bir hususu İslam’la bağdaştırmak İslam’a hakarettir. Hele de vakıf adı altındaki bu kuruluşlara hazineden yardım yapılmasının hiç mi hiç izahı yoktur. Dolayısıyla böylesi bir devir ve işletme bütünü ile İslam’ın vakıf anlayışına, geleneğine ve ruhuna aykırıdır. İkinci hassasiyet ise el konulan bu yurtlar devletin malı olmuştur. Devlet, bu yurtları kullanma hakkına sahiptir. Bakıyoruz, özellikle büyük şehirlerimizde üniversiteye giden çocuklarımız devlet yurdu bulmakta zorluk çekmektedirler. 667 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameyle kapatılan FETÖ terör örgütüne ait yurt sayısı 820’dir bu yurtların şehirlere dağılımı; İstanbul’da 95, Ankara’da 46, İzmir’de 54, Antalya’da 32, Konya’da 26… 14 Ekim 2022’de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan Cuma hutbesinin konusu "kul ve kamu hakkı", idi. Ne diyordu hutbede; “Kim devlet malına hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir.” Müslüman, her alanda kamu hakkına riayet eder. Rüşvet, stokçuluk ve karaborsacılıktan uzak durur. Müslüman, kamu hizmetini sorumluluğu ağır bir emanet olarak görür. O, işine özen gösterir, devlet malını gözü gibi korur, asla israf etmez ve devlet malını gasp etmez.” Hani diyorum Diyanet İşleri Başkanlığı; İslam’ın aydınlık yüzü olan Vakıflar konusunu da İslami açıdan ele alsa Kuran’ın ve hadislerin ışığında vakıfların bin yıllardır uygulanışı hakkında bilgi verse vakfın birtakım şahıs ve zümrelere kazanç ve itibar kapısı olmadığını söylese, devletin gücünü arkalarına alan kişilerin amaçlarına hizmet etmediğini, ettirilemeyeceğini vurgulasa…  
Ekleme Tarihi: 23 Ekim 2022 - Pazar

FETÖ’NÜN YURTLARINA NE OLDU?

15 Temmuz 2016 gecesi ülkemizde bir büyük darbe girişimi yaşandı. Yıllarca devletin içerisine sızarak güçlenen Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarının öncülüğünde TBMM’sini bombalayacak kadar alçalan bu harekât, kısa süre ile bastırıldı.

Fethullah Gülen adındaki bir imamın önderliğinde, kendisini belli etmeden güçlenen bu terör örgütü, 40 yılı aşkın bir süre kullandığı taktiklerle bir yandan halkın büyük teveccühünü kazanmış; bir yandan da siyasilerden ve bürokratlardan gördüğü destek ve yardımlarla devletin en hassas noktalarına kadar sızmıştı. Dini bir hareket görüntüsü ile yola çıkan örgüt mensupları, başta eğitim olmak üzere medya, finans, sağlık gibi konularda önemli kazanımlar elde etmişlerdi. Öncelikle ve özellikle ülke içerisinde açtıkları okullar, dershaneler ve yurtlarla gençlerimizi dini duygularını istismar ederek kendilerine bağlamaya çalışmışlardı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bu sinsi örgütün yurt genelindeki bütün faaliyetlerine son verildi; okulları, dershaneleri, yurtları, hastaneleri kapatıldı.

FETÖ terör örgütünün Türkiye Genelinde 820 öğrenci yurdu vardı. Bu yurtlar, 667 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile kapatıldı. Normal şartlarda kapatılan bu yurtların devlet kontrolüne geçmesi ve Kredi Yurtlar Kurumuna (KYK) devredilmesi gerekirdi. Ancak öyle olmadı. Ya ne oldu? Hemen söyleyeyim; bu yurtların büyük bir kısmı Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) ile Ensar Vakfı ve İlim Yayma Cemiyetine devredildi.

Devir ile birlikte iki büyük hassasiyet de istismar edildi. İstismar edilen birinci hassasiyet 1443 yıldır İslam’ın aydınlık yüzü vakıfların istismarıdır.

Nedir vakıf? Vakıf, Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma umuduyla kişinin servetini kalıcı ibadete dönüştürmesidir. Vakıfta gösteriş yoktur, kazanç elde etmek yoktur. Vakıf; yetime şefkat yuvası, yolcuya barınak, yoksula aş, işsize iş, öğrenciye yurt, yaşlıya huzurevi, hastaya şifahanedir. Vakıf; okuldur, yurttur, camidir, çeşmedir, handır, kervansaraydır, kışladır, hastanedir, kütüphanedir…

Âli İmran Suresi 92. ayetinde Cenabı Allah: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”, diyerek infakın önemini belirtmiştir. İslam Peygamberi Hz. Muhammed’de (s.a.v) “İnsan ölünce şu üçü dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye yani faydası süregelen hayır, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlât.” Sözü edilen ayet ve peygamberin hadisini kendileri için kurtuluş yolu gören Müslümanlar, dünyada kazandıkları mallarını, mülklerini, servetlerini hayır işlerinde kullanmak için vakfetmişlerdir. Böylece Müslümanların yaşadığı her ülke, insana ve insanlığa hizmet veren vakıflarla donatılmıştır.

İslam’da devletin bir şekilde el koyduğu mal veya servetin; birtakım insanların oluşturdukları cemaat, cemiyet, kuruluş veya derneklere devredilmesi ve işletilmesi diye bir husus yoktur. Bu tip kuruluşların vakıf zırhına bürünerek denetimden kaçmaları gibi bir hususu İslam’la bağdaştırmak İslam’a hakarettir. Hele de vakıf adı altındaki bu kuruluşlara

hazineden yardım yapılmasının hiç mi hiç izahı yoktur. Dolayısıyla böylesi bir devir ve işletme bütünü ile İslam’ın vakıf anlayışına, geleneğine ve ruhuna aykırıdır.

İkinci hassasiyet ise el konulan bu yurtlar devletin malı olmuştur. Devlet, bu yurtları kullanma hakkına sahiptir. Bakıyoruz, özellikle büyük şehirlerimizde üniversiteye giden çocuklarımız devlet yurdu bulmakta zorluk çekmektedirler. 667 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameyle kapatılan FETÖ terör örgütüne ait yurt sayısı 820’dir bu yurtların şehirlere dağılımı; İstanbul’da 95, Ankara’da 46, İzmir’de 54, Antalya’da 32, Konya’da 26…

14 Ekim 2022’de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan Cuma hutbesinin konusu "kul ve kamu hakkı", idi. Ne diyordu hutbede; “Kim devlet malına hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir.” Müslüman, her alanda kamu hakkına riayet eder. Rüşvet, stokçuluk ve karaborsacılıktan uzak durur. Müslüman, kamu hizmetini sorumluluğu ağır bir emanet olarak görür. O, işine özen gösterir, devlet malını gözü gibi korur, asla israf etmez ve devlet malını gasp etmez.”

Hani diyorum Diyanet İşleri Başkanlığı; İslam’ın aydınlık yüzü olan Vakıflar konusunu da İslami açıdan ele alsa Kuran’ın ve hadislerin ışığında vakıfların bin yıllardır uygulanışı hakkında bilgi verse vakfın birtakım şahıs ve zümrelere kazanç ve itibar kapısı olmadığını söylese, devletin gücünü arkalarına alan kişilerin amaçlarına hizmet etmediğini, ettirilemeyeceğini vurgulasa

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.