Hadi Önal
Köşe Yazarı
Hadi Önal
 

BELEN’DE NELER OLUYOR…

EY AKIL, EY VİCDAN, EY İZAN, EY İNSAN SİZLER NEREDESİNİZ? Kaç zamandır bir büyük ağaç katliamı yaşanıyor ülkemizde. Ormanlar yanıyor, yakılıyor, ağaçlar kesiliyor maden sahaları açmak için. Allah aşkına, nedir ağaca olan bu düşmanlık! Ne isteniyor insanın, doğumundan ölümüne kadar, hayatının her safhasında ihtiyaç duyduğu, kökünden, yaprağından, kerestesinden, dalından, gölgesinden, çiçeğinden, meyvesinden, kokusundan, güzelliğinden faydalandığı ağaçtan? Oysa bilim, insanın hayatını sağlıklı bir biçimde sürdürebilmesi için ağaç diyor; "Hiç bir Müslüman yoktur ki, o, ağaç diksin yahut ekin eksin “ve mahsulünden insan, kuş, kurt yesin de kendisi bundan istifade etmiş olmasın. Elbette o Müslüman da diktiğiyle, ektiğiyle sevap alır.” diyen İslam dini peygamberi Hz. Muhammed(s.a.s), ağaç diyor. Anayasa'mızın 169. maddesi: “Devlet ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır… Bütün ormanların gözetimi devlete aittir!” diyor ve halkın öz malı ormanların korunmasının bizzat devlet tarafından sağlanacağını söylüyor. Diyor, diyorlar da dinleyen kim? İşte yine alınmayan tedbirler yüzünden yanan ormanlarımız, kavrulan ciğerlerimiz yine gözünü para hırsı bürümüş üç beş şirketin maden çıkarmak amacı ile yaptıkları ağaç katliamları… En acısı da bu ağaç katillerine ve onların vahşetine göz yummakla kalmayan işledikleri cürümlere devleti ortak eden sözüm ona devlet yöneticileri… Ağaç katliamının bir büyüğü şu an Muğla/Milas ilçesi Akbelen ormanlarında yaşanıyor. Milas/İkizköy halkı tam üç yıldır ormanlarının korunması, ağaçlarının kesilmemesi, topraklarının kirletilmemesi için mücadele veriyor. Hukukun bütün yollarına başvurarak, ağaçlarının başında nöbet tutarak, kendilerini ağaçlara bağlayarak, “ağaçlar bizim evlatlarımız kıymayın onlara”, diye feryat figan ederek seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Kime karşı? Anayasamızın 169.’uncu maddesi ile “Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez...” diyen ve ormanları korumakla mükellef olan devlete karşı. Bir yanda ağaçların kesilmemesi, sularının kurumaması, topraklarının çoraklaştırılmaması için mücadele veren halk diğer yanda büyük şirketlerin çıkarı için TOMA’larla biber gazı ile halkın üzerine hücuma geçirilen devletin güvenlik güçleri… Görünüşte devlet… Ne yaman çelişki değil mi? Bu çelişki yeni değil elbette. 2004 yılında maden kanununda yapılan değişiklikle, orman alanlarında maden arama ve işletilmesi kolaylaştırıldı. Daha sonra her konuda olduğu gibi kararname, yönetmelik ve genelgelerle ormanlarımız, milli parklarımız, meralarımız, su havzalarımız, askeri yasak bölgelerimiz, hatta sit alanlarımız madencilik faaliyetleri için yerli ve yabancı firmalara adeta peşkeş çekildi. Akbelen ormanlarındaki ağaç katliamı ilk değil. Daha önce de; Balıkesir Çanakkale arasındaki Kaz dağlarında, Zonguldak/Alaplı İlçesi’nde, Artvin/Cerattepe'de, Ordu/Ünye’de ağaç katliamları yaşandı. Gözlerini toprak doyurası bir takım insanların hırsı, maalesef doğamızı tahrip etmeye, dünyamızı karartmaya ve yaşanmaz hale getirmeye kararlı. Efendim bu ağaç kıyımı, iklim değişikliğine sebep oluyor; ağaçlarla birlikte ekosistem yok ediliyor. Ormanda yaşayan bitkiler, hayvanlar yok ediliyor. Su kaynakları kuruyor. Erozyon ve toprak kaymasına zemin hazırlanıyor en önemlisi de geri kazanımı mümkün olamayan binlerce ton atom bombası atılmışçasına ölü bir toprak bırakılıyor feryatları kimin umurunda! İşin ucunda rant var ya rant! Beni en çok kahreden ne biliyor musunuz? Halkı dizilerle uyutan boyalı medyanın ve bir zamanlar halkın dertlerini dert edinen gazetelerin duyarsızlığı. Üşenmedim Türkiye’de yayınlanan gazeteleri taradım. Bir elin parmaklarından az gazete bu olaya dikkat çekmiş. Diğerleri? Plajda karısının sırtını güneş yakmasın diye krem süren bir kişinin yaptığı haber oluyor da ormanlarımızı yok ederek nefesimizi kesen bir şirketin yaptıkları haber olmuyorsa yazık o ülkeye! Yazıklar olsun böylesine hayati bir konuyu görmeyen, görmek istemeyen; ancak haberciyim diye geçinen muhabirlere, yazar geçinenlere! Yazıklar olsun böylesi hassas konuyu ekranlarına taşımayan medya kuruluşlarına! Yazıklar olsun cennet ülkemizi bu hale getirenlere!  
Ekleme Tarihi: 30 Temmuz 2023 - Pazar

BELEN’DE NELER OLUYOR…

EY AKIL, EY VİCDAN, EY İZAN, EY İNSAN SİZLER NEREDESİNİZ?

Kaç zamandır bir büyük ağaç katliamı yaşanıyor ülkemizde. Ormanlar yanıyor, yakılıyor, ağaçlar kesiliyor maden sahaları açmak için. Allah aşkına, nedir ağaca olan bu düşmanlık! Ne isteniyor insanın, doğumundan ölümüne kadar, hayatının her safhasında ihtiyaç duyduğu, kökünden, yaprağından, kerestesinden, dalından, gölgesinden, çiçeğinden, meyvesinden, kokusundan, güzelliğinden faydalandığı ağaçtan? Oysa bilim, insanın hayatını sağlıklı bir biçimde sürdürebilmesi için ağaç diyor; "Hiç bir Müslüman yoktur ki, o, ağaç diksin yahut ekin eksin “ve mahsulünden insan, kuş, kurt yesin de kendisi bundan istifade etmiş olmasın. Elbette o Müslüman da diktiğiyle, ektiğiyle sevap alır.” diyen İslam dini peygamberi Hz. Muhammed(s.a.s), ağaç diyor. Anayasa'mızın 169. maddesi: “Devlet ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır… Bütün ormanların gözetimi devlete aittir!” diyor ve halkın öz malı ormanların korunmasının bizzat devlet tarafından sağlanacağını söylüyor. Diyor, diyorlar da dinleyen kim? İşte yine alınmayan tedbirler yüzünden yanan ormanlarımız, kavrulan ciğerlerimiz yine gözünü para hırsı bürümüş üç beş şirketin maden çıkarmak amacı ile yaptıkları ağaç katliamları… En acısı da bu ağaç katillerine ve onların vahşetine göz yummakla kalmayan işledikleri cürümlere devleti ortak eden sözüm ona devlet yöneticileri…

Ağaç katliamının bir büyüğü şu an Muğla/Milas ilçesi Akbelen ormanlarında yaşanıyor. Milas/İkizköy halkı tam üç yıldır ormanlarının korunması, ağaçlarının kesilmemesi, topraklarının kirletilmemesi için mücadele veriyor. Hukukun bütün yollarına başvurarak, ağaçlarının başında nöbet tutarak, kendilerini ağaçlara bağlayarak, “ağaçlar bizim evlatlarımız kıymayın onlara”, diye feryat figan ederek seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Kime karşı? Anayasamızın 169.’uncu maddesi ile “Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez...” diyen ve ormanları korumakla mükellef olan devlete karşı. Bir yanda ağaçların kesilmemesi, sularının kurumaması, topraklarının çoraklaştırılmaması için mücadele veren halk diğer yanda büyük şirketlerin çıkarı için TOMA’larla biber gazı ile halkın üzerine hücuma geçirilen devletin güvenlik güçleri… Görünüşte devlet… Ne yaman çelişki değil mi?

Bu çelişki yeni değil elbette. 2004 yılında maden kanununda yapılan değişiklikle, orman alanlarında maden arama ve işletilmesi kolaylaştırıldı. Daha sonra her konuda olduğu gibi kararname, yönetmelik ve genelgelerle ormanlarımız, milli parklarımız, meralarımız, su havzalarımız, askeri yasak bölgelerimiz, hatta sit alanlarımız madencilik faaliyetleri için yerli ve yabancı firmalara adeta peşkeş çekildi.

Akbelen ormanlarındaki ağaç katliamı ilk değil. Daha önce de; Balıkesir Çanakkale arasındaki Kaz dağlarında, Zonguldak/Alaplı İlçesi’nde, Artvin/Cerattepe'de, Ordu/Ünye’de ağaç katliamları yaşandı. Gözlerini toprak doyurası bir takım insanların hırsı, maalesef doğamızı tahrip etmeye, dünyamızı karartmaya ve yaşanmaz hale getirmeye kararlı.

Efendim bu ağaç kıyımı, iklim değişikliğine sebep oluyor; ağaçlarla birlikte ekosistem yok ediliyor. Ormanda yaşayan bitkiler, hayvanlar yok ediliyor. Su kaynakları kuruyor. Erozyon ve toprak kaymasına zemin hazırlanıyor en önemlisi de geri kazanımı mümkün olamayan binlerce ton atom bombası atılmışçasına ölü bir toprak bırakılıyor feryatları kimin umurunda! İşin ucunda rant var ya rant!

Beni en çok kahreden ne biliyor musunuz? Halkı dizilerle uyutan boyalı medyanın ve bir zamanlar halkın dertlerini dert edinen gazetelerin duyarsızlığı. Üşenmedim Türkiye’de yayınlanan gazeteleri taradım. Bir elin parmaklarından az gazete bu olaya dikkat çekmiş. Diğerleri? Plajda karısının sırtını güneş yakmasın diye krem süren bir kişinin yaptığı haber

oluyor da ormanlarımızı yok ederek nefesimizi kesen bir şirketin yaptıkları haber olmuyorsa yazık o ülkeye! Yazıklar olsun böylesine hayati bir konuyu görmeyen, görmek istemeyen; ancak haberciyim diye geçinen muhabirlere, yazar geçinenlere! Yazıklar olsun böylesi hassas konuyu ekranlarına taşımayan medya kuruluşlarına! Yazıklar olsun cennet ülkemizi bu hale getirenlere!

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.