PROF DR. Mehmet TOMANBAY
Köşe Yazarı
PROF DR. Mehmet TOMANBAY
 

CHP NEDEN BAŞARILI OLAMIYOR?

Geçtiğimiz hafta 5 Kasım günü, CHP’nin üçüncü genel başkanı Sayın Bülent Ecevit’in 11. ölüm yıldönümüydü. Sayın Ecevit düzenlenen çeşitli etkinliklerle anıldı ve özellikle CHP’yi 1970’li yıllarda birinci parti yapan ve koalisyonla da olsa iktidara taşıyan, siyasi yaşamı tekrar anımsandı. Türkiye’nin siyasi tarihine damga vuran bu yaşam, günümüz CHP’ne ışık tutacak çok değerli derslerle dolu. Gelin bu yaşamı kısaca anımsayalım.           Sayın İsmet İnönü, 5 Mayıs 1972 tarihinde yapılan CHP’nin 5. Olağanüstü Kurultayında önerdiği parti meclisinin değil Sayın Ecevit’in önerdiği parti meclisinin seçilmesi üzerine genel başkanlıktan istifa etti.  İstifa sonrası 14 Mayıs 1972 tarihinde toplanan “Genel Başkan Seçimi Özel Kurultayı”nda Sayın Ecevit CHP’ye Atatürk ve İsmet İnönü’den sonra üçüncü genel başkan olarak seçildi.           14 Mayıs 1972’de Genel Başkan olduktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra 14 Ekim 1973 tarihinde, girdiği ilk genel seçimde, Sayın Ecevit, CHP’yi yüzde 33 oy alarak birinci parti yaptı. CHP’nin oyları sonrasında da istikrarlı bir şekilde sürekli yükseldi ve 9 Aralık 1973 yerel seçimlerinde yüzde 37, 5 Haziran 1977 genel seçimlerinde yüzde 41.3 ve 11 Aralık 1977 yerel seçiminde de yüzde 41.7’ye çıktı.           Bu başarılı sonuçlar sonrasında CHP, önce 26 Ocak 1974’de Milli Selamet Partisi’yle koalisyon hükümetini kurdu. Kısa süren bu hükümetten sonra da 5 Ocak 1978’de 11 bağımsız milletvekilinin desteğiyle 42. Ecevit Hükümeti kuruldu.           Bu noktada iki önemli soru soralım: Sayın Bülent Ecevit, İstiklal savaşı kahramanı, Atatürk’ün yanında İkinci Adam konumuyla Cumhuriyetin kurucularından, büyük tarihi kişilik İsmet Paşa’yı nasıl devirip CHP’ye genel başkan olabildi? İkinci soru ise, genel başkan olduktan sonra çok kısa bir sürede, Türkiye’nin şimdiye göre daha da muhafazakar ve içine kapalı olduğu 1970’li yıllarda, CHP’yi yüzde 42 oyla birinci parti konumuna getirip koalisyonlarla da olsa iktidara nasıl taşıdı?           Yaşanılanlardan ders çıkarmasını bilenlere bu soruların yanıtı açıktır. Sayın Bülent Ecevit’in başarılarının altında, CHP gençliğin desteğinin büyük payı vardır. Sayın Ecevit, özellikle kurulu düzene karşı geliştirdiği söylem ve eylemleri ile CHP gençliğinin desteğini alarak önce CHP genel başkanı olabilmiş, sonrasında da seferber edebildiği bu gençlik ve kadınlar sayesinde halkla bütünleşebilmiş ve halkın desteğini kazanmıştır. Peki, Sayın Ecevit’in öncelikle gençliği ve sonrasında da kadınlarımızı etkileyerek seferber edebilen ve böylelikle halkımızın da güvenini kazanan söylem ve eylemlerinin sırrı nedir? İşin sırrı, kurulu düzende ezilen, sömürülen, baskı gören halkın gerçek taleplerini dile getiren ve çözümler öneren ilerici, halkçı, özgürlükçü demokratik sol söylem ve eylemlerdedir. Sayın Ecevit, öncelikle gençlik ile düşünsel ve ideolojik bir bağ kurabilmiş, onların saygı ve güvenini kazanmıştır. Toplumsal ve ulusal çıkarların peşinde koşan gençliğe, ulusal bağımsızlıktan yana, emperyalizme karşı, çağdaş, sol bir demokratik söylem ve fikirsel bütünlük içinde mesajlarını vermiştir. Gençlik, aradığı yurtsever, Atatürk ilkelerine sadık, emekçiyi, işçiyi, köylüyü önceleyen halkçı, özgürlükçü, sol bir söylemi Sayın Ecevit’in kişiliğinde bulmuş ve onun önderliğinde Anadolu’da halkla iç içe bir çalışma yürütmüştür.  Sayın Ecevit, daha genel başkan olmadan yazdığı, Ortanın Solu, Bu Düzen Değişmeli ve Atatürk ve Devrimcilik başlıklarını taşıyan ve kurulu düzeni eleştiren kitapları, konferans ve makaleleri ile gençliğin ve halkın dikkatini çekmeye başlamıştır. Gene Türk halkı ilk kez Sayın Ecevit’in ağzından sorunlarına çözüm üreten şu sloganları işitmiştir: Bağımsız Türkiye, Halk Sektörü, Bu Düzen Değişmelidir, Toprak Reformu, Ne Ezen Ne Ezilen, İnsanca Hakça Bir Düzen, Toprak İşleyenin, Su Kullananın, Kalkınma Köylüden Başlayacak. Türkiye’nin, kapalı ve muhafazakar bir toplum yapısına sahip olduğu o yıllarda, bu sol slogan ve vaatler Sayın Ecevit tarafından halka sade ve anlaşılır bir dille anlatılıyordu. Güvenini, saygı ve sevgisini kazandığı gençliği ve kadını ile birlikte halkın içinde halkla birlikte örgütleniyordu. Eşitlik, özgürlük, aş, iş ve ekmek gibi temel insani beklentiler içinde olan halka sol söylem ve gerçekçi çözümlerini içtenlikle anlatmaktan çekinmiyordu. Cesurdu, halkçıydı, sade ve içten söylemiyle halkımızı ikna edebiliyordu. Halkın sağduyusuna güveniyordu. Örneğin; “Bizim solculuğumuz kendimize özgü, diğer sol hareket ve düşüncelerden esinlenmeyen, kendi kültürümüzden esinlenen, sınırlarını halkımızın çizdiği bir sol harekettir” diyordu. Sağa, sağcı söylemlerle ve sağcı siyasetçileri Partiye devşirerek sempatik görünme çabasında değildi. Kendimize özgü sol diyerek halkımızı sol ve Atatürkçü düşünce ile kaynaştırabilmişti. Bu konuda 28 Ekim 1974 tarihinde toplanan Demokratik Sol Forumu’nda yaptığı konuşmada söylediği şu sözler günümüze ışık tutacak tarihi değerde sözlerdir: “Solun ülkemizde ençok kötülendiği bir dönemde “Ben soldayım” demenin bir insanın veya topluluğun başına en büyük tehlikeleri getirebildiği bir dönemde, sola, ayırım gözetilmeksizin solun değişik biçimlerine en ağır kuşkuların ve ithamların yöneldiği bir dönemde, CHP demokratik solda olduğunu söyleye söyleye, haykıra haykıra, halktan en çok oy alan parti durumuna gelmiştir. Bunu, ne olduğumuzu, ne düşündüğümüzü bütün açıklığı ile halka anlatarak başarabildik ve halkla anlaşarak başarabildik”. Anlaşılacağı üzere günümüz Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ecevit’in başarılarından çıkaracağı çok ders vardır.  
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2017 - Pazartesi

CHP NEDEN BAŞARILI OLAMIYOR?

Geçtiğimiz hafta 5 Kasım günü, CHP’nin üçüncü genel başkanı Sayın Bülent Ecevit’in 11. ölüm yıldönümüydü. Sayın Ecevit düzenlenen çeşitli etkinliklerle anıldı ve özellikle CHP’yi 1970’li yıllarda birinci parti yapan ve koalisyonla da olsa iktidara taşıyan, siyasi yaşamı tekrar anımsandı. Türkiye’nin siyasi tarihine damga vuran bu yaşam, günümüz CHP’ne ışık tutacak çok değerli derslerle dolu. Gelin bu yaşamı kısaca anımsayalım.

          Sayın İsmet İnönü, 5 Mayıs 1972 tarihinde yapılan CHP’nin 5. Olağanüstü Kurultayında önerdiği parti meclisinin değil Sayın Ecevit’in önerdiği parti meclisinin seçilmesi üzerine genel başkanlıktan istifa etti.  İstifa sonrası 14 Mayıs 1972 tarihinde toplanan “Genel Başkan Seçimi Özel Kurultayı”nda Sayın Ecevit CHP’ye Atatürk ve İsmet İnönü’den sonra üçüncü genel başkan olarak seçildi.

          14 Mayıs 1972’de Genel Başkan olduktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra 14 Ekim 1973 tarihinde, girdiği ilk genel seçimde, Sayın Ecevit, CHP’yi yüzde 33 oy alarak birinci parti yaptı. CHP’nin oyları sonrasında da istikrarlı bir şekilde sürekli yükseldi ve 9 Aralık 1973 yerel seçimlerinde yüzde 37, 5 Haziran 1977 genel seçimlerinde yüzde 41.3 ve 11 Aralık 1977 yerel seçiminde de yüzde 41.7’ye çıktı.

          Bu başarılı sonuçlar sonrasında CHP, önce 26 Ocak 1974’de Milli Selamet Partisi’yle koalisyon hükümetini kurdu. Kısa süren bu hükümetten sonra da 5 Ocak 1978’de 11 bağımsız milletvekilinin desteğiyle 42. Ecevit Hükümeti kuruldu.

          Bu noktada iki önemli soru soralım: Sayın Bülent Ecevit, İstiklal savaşı kahramanı, Atatürk’ün yanında İkinci Adam konumuyla Cumhuriyetin kurucularından, büyük tarihi kişilik İsmet Paşa’yı nasıl devirip CHP’ye genel başkan olabildi? İkinci soru ise, genel başkan olduktan sonra çok kısa bir sürede, Türkiye’nin şimdiye göre daha da muhafazakar ve içine kapalı olduğu 1970’li yıllarda, CHP’yi yüzde 42 oyla birinci parti konumuna getirip koalisyonlarla da olsa iktidara nasıl taşıdı?

          Yaşanılanlardan ders çıkarmasını bilenlere bu soruların yanıtı açıktır. Sayın Bülent Ecevit’in başarılarının altında, CHP gençliğin desteğinin büyük payı vardır. Sayın Ecevit, özellikle kurulu düzene karşı geliştirdiği söylem ve eylemleri ile CHP gençliğinin desteğini alarak önce CHP genel başkanı olabilmiş, sonrasında da seferber edebildiği bu gençlik ve kadınlar sayesinde halkla bütünleşebilmiş ve halkın desteğini kazanmıştır.

Peki, Sayın Ecevit’in öncelikle gençliği ve sonrasında da kadınlarımızı etkileyerek seferber edebilen ve böylelikle halkımızın da güvenini kazanan söylem ve eylemlerinin sırrı nedir? İşin sırrı, kurulu düzende ezilen, sömürülen, baskı gören halkın gerçek taleplerini dile getiren ve çözümler öneren ilerici, halkçı, özgürlükçü demokratik sol söylem ve eylemlerdedir. Sayın Ecevit, öncelikle gençlik ile düşünsel ve ideolojik bir bağ kurabilmiş, onların saygı ve güvenini kazanmıştır. Toplumsal ve ulusal çıkarların peşinde koşan gençliğe, ulusal bağımsızlıktan yana, emperyalizme karşı, çağdaş, sol bir demokratik söylem ve fikirsel bütünlük içinde mesajlarını vermiştir. Gençlik, aradığı yurtsever, Atatürk ilkelerine sadık, emekçiyi, işçiyi, köylüyü önceleyen halkçı, özgürlükçü, sol bir söylemi Sayın Ecevit’in kişiliğinde bulmuş ve onun önderliğinde Anadolu’da halkla iç içe bir çalışma yürütmüştür. 

Sayın Ecevit, daha genel başkan olmadan yazdığı, Ortanın Solu, Bu Düzen Değişmeli ve Atatürk ve Devrimcilik başlıklarını taşıyan ve kurulu düzeni eleştiren kitapları, konferans ve makaleleri ile gençliğin ve halkın dikkatini çekmeye başlamıştır. Gene Türk halkı ilk kez Sayın Ecevit’in ağzından sorunlarına çözüm üreten şu sloganları işitmiştir: Bağımsız Türkiye, Halk Sektörü, Bu Düzen Değişmelidir, Toprak Reformu, Ne Ezen Ne Ezilen, İnsanca Hakça Bir Düzen, Toprak İşleyenin, Su Kullananın, Kalkınma Köylüden Başlayacak.

Türkiye’nin, kapalı ve muhafazakar bir toplum yapısına sahip olduğu o yıllarda, bu sol slogan ve vaatler Sayın Ecevit tarafından halka sade ve anlaşılır bir dille anlatılıyordu. Güvenini, saygı ve sevgisini kazandığı gençliği ve kadını ile birlikte halkın içinde halkla birlikte örgütleniyordu. Eşitlik, özgürlük, aş, iş ve ekmek gibi temel insani beklentiler içinde olan halka sol söylem ve gerçekçi çözümlerini içtenlikle anlatmaktan çekinmiyordu. Cesurdu, halkçıydı, sade ve içten söylemiyle halkımızı ikna edebiliyordu. Halkın sağduyusuna güveniyordu. Örneğin; “Bizim solculuğumuz kendimize özgü, diğer sol hareket ve düşüncelerden esinlenmeyen, kendi kültürümüzden esinlenen, sınırlarını halkımızın çizdiği bir sol harekettir” diyordu. Sağa, sağcı söylemlerle ve sağcı siyasetçileri Partiye devşirerek sempatik görünme çabasında değildi. Kendimize özgü sol diyerek halkımızı sol ve Atatürkçü düşünce ile kaynaştırabilmişti. Bu konuda 28 Ekim 1974 tarihinde toplanan Demokratik Sol Forumu’nda yaptığı konuşmada söylediği şu sözler günümüze ışık tutacak tarihi değerde sözlerdir:

“Solun ülkemizde ençok kötülendiği bir dönemde “Ben soldayım” demenin bir insanın veya topluluğun başına en büyük tehlikeleri getirebildiği bir dönemde, sola, ayırım gözetilmeksizin solun değişik biçimlerine en ağır kuşkuların ve ithamların yöneldiği bir dönemde, CHP demokratik solda olduğunu söyleye söyleye, haykıra haykıra, halktan en çok oy alan parti durumuna gelmiştir. Bunu, ne olduğumuzu, ne düşündüğümüzü bütün açıklığı ile halka anlatarak başarabildik ve halkla anlaşarak başarabildik”.

Anlaşılacağı üzere günümüz Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ecevit’in başarılarından çıkaracağı çok ders vardır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.