PROF DR. Mehmet TOMANBAY
Köşe Yazarı
PROF DR. Mehmet TOMANBAY
 

TÜRKİYE BÜYÜK SAVAŞA NE KADAR YAKIN?

Amerika Birleşik Devletlerinde yayımlanan 26 Ocak 2016 tarihli ünlü Times dergisinde Sovyetler Birliği Komünist Partisi son genel sekreteri ve gene Sovyetler Birliğinin son Devlet Başkanı olan Mikhail Gorbachev’in önemli bir makalesi yayınlandı. Makalenin başlığı “Dünya Bir Savaşa Hazırlanıyor Görüntüsü Var” (It All Looks as if the World Is Preparing for War' idi. Bu makalede bir dönem ABD ile birlikte nükleer silahlara sahip Dünya’nın bir diğer süper gücü olan Sovyetler Birliğini yönetmiş bir eski liderin deneyimlerine dayanarak yaptığı çok ciddi bir uyarı sözkonusu. Gorbachev makalesinde, dünyada ciddi bir silahlanma yarışının başladığını, savaşçı bir siyasetin egemen olduğunu ve durumun bu anlamda gerçekten çok ciddi olduğunu belirtiyor. Mikhail Gorbachev, belli başlı büyük ülkelerin, halklarının temel gereksinimlerine para bulamazken askeri ve savunma harcamalarını hızla arttırdıklarını, bir deniz altından atıldığı zaman bir kıtanın yarısını yok edecek düzeyde güçlü ileri tekniğe sahip füzelerin geliştirildiğini söylüyor. Gerçekten de bir yandan ABD ve NATO, Avrupa’ya çok sayıda tank, askeri personel ve taşıyıcı taşımakta. Öte yandan Rusya Avrupa’da sınırlarını gelişmiş silahlar ve çok sayıda asker ile tahkim etmekte. Ukrayna ve özellikle Kırım çok ciddi bir çatışma alanı olarak Avrupa’da her an daha büyük çatışmalara yol açabilecek potansiyele sahip bir uluslararası anlaşmazlık konusu. Öte yandan Ortadoğu, Avrupa’daki Ukrayna sorunundan daha ciddi uluslararası bir çatışma, savaş, kaos bölgesi olarak Dünya barışına bir büyük tehdit oluşturmakta. Ortadoğu’da yaşanan ve Dünya barışına bir büyük tehdit oluşturan savaşlar ve terör, Arap Baharı olarak tanımlanan ve 2010 yılı Aralık ayında Tunus’ta başlayarak tüm Arap dünyasına ve Ortadoğu’ya yayılan ayaklanmaların bir ürünü. İşte böyle bir ortamda, bir dönem dünyanın en önemli ve deneyimli liderlerinden birisi olan Mikhail Gorbachev, politikacıların ve askeri yetkililerin kavga söylemleri içinde olduğunu ve bu nedenle dünyanın bir savaşa hazırlandığı görüntüsü verdiğini belirtiyor. Sovyetler Birliğinin 25 Aralık 1991 tarihinde Mikhail Gorbachev’in Devlet Başkanlığından istifası sonrasında dağılmasıyla, Dünya ABD’den oluşan tek kutuplu bir yapıya dönüşmüştü. Sovyetler Birliği yıkılmadan önceki son 10 yıl içinde ise o dönemki iki süper gücün anlaşması ile nükleer silahlar yüzde 80 oranında imha edilmiş ve dünya daha güvenli bir hale getirilmişti. Ancak son yıllarda bir yandan Rusya diğer yandan da Çin ekonomik olarak toparlanıp güçlenerek Dünya sahnesinde yeniden boy göstermeye başladılar. Bunun sonucunda da tek kutuplu yapı son bulmuş ve Dünya tekrar çok kutuplu bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu çok kutuplu yapı ile birlikte de ne yazık ki nükleer silahlanma ve Dünya üzerinde yeni bir paylaşım kavgası da tekrar ciddi bir sorun olarak dünya gündeminin başköşesine yerleşmiş durumda. Yeni süper güçler, dünyada yeni dengeler demek. Yeni dengelerin oluşması ise bu güçlerin bir Anadolu tabiriyle, birbirine elense çekerek, birbirlerinin güçlerini tanımaları sonrasında oluşmakta. İşte bu elense çekmelerin en önemli arenalarından birisi şu anda Ortadoğu. Bir yanda başını ABD’nin çektiği Batı dünyası, diğer yanda da başını Rusya’nın çektiği Çin, İran, Suriye ve diğer yandaşları. Ne yazık ki Türkiye bu elense arenasının tam da ortasında yer almış durumda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP, bu elense çekmeler arasında ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetteler. Yeni Osmanlıcılık hülyaları ve gaza getirilmeleri sonrasında bölgede attıkları adımların hiçbirisinden umdukları sonucu alamadılar. Aksine her seferinde karşılarına daha ciddi sorunlar çıktı ve çıkmakta. Türkiye’nin güvenlik sorunu her geçen gün daha da büyümekte. Eğer dünyanın nükleer silah sahibi süper güçleri birbirlerine çektikleri elenselerde dengeyi tutturamazlarsa Mikhail Gorbachev’in uyardığı savaş kıvılcımının ilk ateşleneceği yer Ortadoğu olabilir. Şu ana kadar uyguladığı politikalarla ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamamış görüntüsü veren Türkiye’nin ve yöneticilerinin ise bu işten en büyük zararı göreceği açık. Dünyanın bu en hassas bölgesinde ve uluslararası konjonktürün bu en hassas döneminde Türkiye’yi yönetmekte olan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yapacağı en doğru iş kısır ve dar görüşlü değerlendirmelerden, kişisel korkulardan uzaklaşarak, Gorbachev’in de dikkat çektiği geniş tabloyu görmek ve bu geniş tabloya göre gerçekçi politikalar üretmektir. Ülkemizi uzun yıllardır bu netameli bölgede barış içinde yaşatan Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi yeniden Türkiye’nin dış politikasının temelinde tarihsel yerini almalıdır. Aksi halde dar görüşlü, kısır politikalar Türkiye’yi bir büyük felakete götürecek gibi görünmektedir.  
Ekleme Tarihi: 27 Şubat 2017 - Pazartesi

TÜRKİYE BÜYÜK SAVAŞA NE KADAR YAKIN?

Amerika Birleşik Devletlerinde yayımlanan 26 Ocak 2016 tarihli ünlü Times dergisinde Sovyetler Birliği Komünist Partisi son genel sekreteri ve gene Sovyetler Birliğinin son Devlet Başkanı olan Mikhail Gorbachev’in önemli bir makalesi yayınlandı. Makalenin başlığı “Dünya Bir Savaşa Hazırlanıyor Görüntüsü Var” (It All Looks as if the World Is Preparing for War' idi.

Bu makalede bir dönem ABD ile birlikte nükleer silahlara sahip Dünya’nın bir diğer süper gücü olan Sovyetler Birliğini yönetmiş bir eski liderin deneyimlerine dayanarak yaptığı çok ciddi bir uyarı sözkonusu. Gorbachev makalesinde, dünyada ciddi bir silahlanma yarışının başladığını, savaşçı bir siyasetin egemen olduğunu ve durumun bu anlamda gerçekten çok ciddi olduğunu belirtiyor.

Mikhail Gorbachev, belli başlı büyük ülkelerin, halklarının temel gereksinimlerine para bulamazken askeri ve savunma harcamalarını hızla arttırdıklarını, bir deniz altından atıldığı zaman bir kıtanın yarısını yok edecek düzeyde güçlü ileri tekniğe sahip füzelerin geliştirildiğini söylüyor. Gerçekten de bir yandan ABD ve NATO, Avrupa’ya çok sayıda tank, askeri personel ve taşıyıcı taşımakta. Öte yandan Rusya Avrupa’da sınırlarını gelişmiş silahlar ve çok sayıda asker ile tahkim etmekte. Ukrayna ve özellikle Kırım çok ciddi bir çatışma alanı olarak Avrupa’da her an daha büyük çatışmalara yol açabilecek potansiyele sahip bir uluslararası anlaşmazlık konusu.

Öte yandan Ortadoğu, Avrupa’daki Ukrayna sorunundan daha ciddi uluslararası bir çatışma, savaş, kaos bölgesi olarak Dünya barışına bir büyük tehdit oluşturmakta. Ortadoğu’da yaşanan ve Dünya barışına bir büyük tehdit oluşturan savaşlar ve terör, Arap Baharı olarak tanımlanan ve 2010 yılı Aralık ayında Tunus’ta başlayarak tüm Arap dünyasına ve Ortadoğu’ya yayılan ayaklanmaların bir ürünü.

İşte böyle bir ortamda, bir dönem dünyanın en önemli ve deneyimli liderlerinden birisi olan Mikhail Gorbachev, politikacıların ve askeri yetkililerin kavga söylemleri içinde olduğunu ve bu nedenle dünyanın bir savaşa hazırlandığı görüntüsü verdiğini belirtiyor.

Sovyetler Birliğinin 25 Aralık 1991 tarihinde Mikhail Gorbachev’in Devlet Başkanlığından istifası sonrasında dağılmasıyla, Dünya ABD’den oluşan tek kutuplu bir yapıya dönüşmüştü. Sovyetler Birliği yıkılmadan önceki son 10 yıl içinde ise o dönemki iki süper gücün anlaşması ile nükleer silahlar yüzde 80 oranında imha edilmiş ve dünya daha güvenli bir hale getirilmişti. Ancak son yıllarda bir yandan Rusya diğer yandan da Çin ekonomik olarak toparlanıp güçlenerek Dünya sahnesinde yeniden boy göstermeye başladılar. Bunun sonucunda da tek kutuplu yapı son bulmuş ve Dünya tekrar çok kutuplu bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu çok kutuplu yapı ile birlikte de ne yazık ki nükleer silahlanma ve Dünya üzerinde yeni bir paylaşım kavgası da tekrar ciddi bir sorun olarak dünya gündeminin başköşesine yerleşmiş durumda.

Yeni süper güçler, dünyada yeni dengeler demek. Yeni dengelerin oluşması ise bu güçlerin bir Anadolu tabiriyle, birbirine elense çekerek, birbirlerinin güçlerini tanımaları sonrasında oluşmakta. İşte bu elense çekmelerin en önemli arenalarından birisi şu anda Ortadoğu. Bir yanda başını ABD’nin çektiği Batı dünyası, diğer yanda da başını Rusya’nın çektiği Çin, İran, Suriye ve diğer yandaşları. Ne yazık ki Türkiye bu elense arenasının tam da ortasında yer almış durumda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP, bu elense çekmeler arasında ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetteler. Yeni Osmanlıcılık hülyaları ve gaza getirilmeleri sonrasında bölgede attıkları adımların hiçbirisinden umdukları sonucu alamadılar. Aksine her seferinde karşılarına daha ciddi sorunlar çıktı ve çıkmakta. Türkiye’nin güvenlik sorunu her geçen gün daha da büyümekte.

Eğer dünyanın nükleer silah sahibi süper güçleri birbirlerine çektikleri elenselerde dengeyi tutturamazlarsa Mikhail Gorbachev’in uyardığı savaş kıvılcımının ilk ateşleneceği yer Ortadoğu olabilir. Şu ana kadar uyguladığı politikalarla ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamamış görüntüsü veren Türkiye’nin ve yöneticilerinin ise bu işten en büyük zararı göreceği açık. Dünyanın bu en hassas bölgesinde ve uluslararası konjonktürün bu en hassas döneminde Türkiye’yi yönetmekte olan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yapacağı en doğru iş kısır ve dar görüşlü değerlendirmelerden, kişisel korkulardan uzaklaşarak, Gorbachev’in de dikkat çektiği geniş tabloyu görmek ve bu geniş tabloya göre gerçekçi politikalar üretmektir. Ülkemizi uzun yıllardır bu netameli bölgede barış içinde yaşatan Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi yeniden Türkiye’nin dış politikasının temelinde tarihsel yerini almalıdır. Aksi halde dar görüşlü, kısır politikalar Türkiye’yi bir büyük felakete götürecek gibi görünmektedir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.