Mustafa ARSLAN
Köşe Yazarı
Mustafa ARSLAN
 

ÖTEKİ OLMAK

“Fikirlerinize katılmıyorum, ancak onları dile getirebilmeniz için kellemi  veririm” Voltaire   Tarihe baktığımızda öteki kavramını   Grekler  6. ve 7. yy kadar yabancı anlamında kullanmışlardır.   Diğeri, farklı  oluştur.  Bana  ya da bize benzemeyendir. Öbürü ve ayrı anlamlarına gelmektedir.   Dışımızda kalan, bizimle aynı vasatıyı  paylasmayandır.   Öteki acı çekmeyi getirmektedir. Sıcak bir kucakta kutupların soğuğunu bulmaktır. Asimilasyon tehlikesini de  barındırmaktadır.   Kenara itilen, bastırılan. Kirlenen suçlu  ve  kötü olandır .Ona yüklenen tanımlama: Tavır alışları da beraberinde getirmektedir. Adeta günah keçisi gibidir ve adı  çıkandır. Suçu baskasının üstüne atmanın adıdır.   Kötüyü, öteyi, uzağı yabancılığı ve  tehlikeyi de  anımsatmaktadır. Ortamı bozarak olumsuz bir anlam özelliğini de barındırmaktadır.   Ayrımcı, ayrılıkçılığı, kaygılı oluşu  getirmektedir .  Tanınmadığı halde yargılananlardır ötekiler...   Sürünün dışında kalan, sevilmemeye sebep olan, korkulan, merak edilen, itilen, imrenilen, sahile vurandır.   Yakılan,  sindirilen,  ayıplanan, suçlanan, kaybolan, medeni de  olmayandır. Oysa ki;  öteki olan renktir, çeşitliliği beraberinde getirmektedir.     Hiyerarşik düzen içersinde çoğunlukla ezilmiş olanlardır. Günümüzde  ise kapitalizm insanlığı ötekileştirmek için çaba harcamaktadır. .. Çıkar ilişkisi (en çok da beşerî  sermaye için)  ötekiyi anlamak yerine ötekini  daha da ötekeleştirmektedir. Ötekinin iradesinin gelişebilecegi alanda daraltılmaktadır. Egemenler ötekini değiştirerek kendine benzetmek istemektedirler. Geçmişe   bakıldığında da  bazı politikacılar da  birilerinin farklılığına vurgu yaparak ötekileştirerek  dışlama yapmışlardır. Ötekilestirilme bir propaganda aracı  olarak  da kullanılmıştır… Toplum; içindeki ötekileştirilmiş olanı düşman ilan etmektedir. Bu ötekileştirme sürecinde  baska birilerini de çevresinde toplayarak aynılaştırma yer almaktadır.  Sosyal  bir tavır alışı getirmektedir.   Ötekileştiren, dışlayan düşman  ilan edenlerin kaçınılmaz sonu da kendilerinin de ötekileşmesi ve düşman ilan  ettiklerinin düşmanı haline dönüşmesidir.   Ötekileşmeyi yaratmanın   en verimli  alanları da din ve politikadır. (Cinsiyet de en önemli argümanlardan biridir) Etnik, dinsel, mezhepsel,  cinsel ayrımcılıklar da ötekileşmenin  yaratma  alanlarıdır.   Öteki olmak sadece milli ya da dini farklılıklarla sınırlı da değildir. Cinsel farklılıklarda muhafazakar politikaların hedefindedir.   Kadın  kendisi olamamaktadır  ve başkası gibi davranmak zorunda kalmaktadır. Öteki  çizilen  çemberin dışındakileri belirtmek için de kullanılmaktadır.   İşin özünde ise kabullenmeme  bulunmaktadır.Bir dışlama söz konusudur. Ötekileştirmede gücü elinde bulunduran çoğunluk gerekmektedir.   Ana akım medya da egemen ideolojinin bir aygıtı olarak milliyetçiliği yeniden üretmektedir.   Ötekilerde toplumsal sorunların nedeni olarak sunulmaktadır. Söylemsel şiddetle birlikte öfke ve nefret duygularını gün yüzüne çıkartarak ötekilere karşı yönelmesine neden olabilmektedir. Sömüren, ezen, adaletsizce yöneten her türlü gücün insan kanıyla beslendiği sistemlerin en büyük kozu da birilerinin öteki  olarak  sunulmasıdır,   Ötekilestirilen kültürler ve uluslar hep iyileştirilmesi ve hadleri bildirilmesi gerekenler olarak tanımlanmaktadır. Düzen bozucu  özelliği  bulunmaktadır. İstikrarsızlık getirme ve tehlikedir.   Ötekilestirme sadece gruplar yaratmakla  bitmemektedir.  O grupları da tanımlayan özellikler üzerinden hikayeler de yaratılmaktadır.   Bu hikayeler de çoğu zaman  negatif özellikleri tanımlamaktadır. Kurgulanan özellikler de  genellenmektedir.   Farklı olanı da olumsuzlamaktadır. Tahammül edememe tehdit olarak görme de yer almaktadır.   O gruba karşı çeşitli ön yargılar beslenmektir. Ötekeleştirme kavramı  ise kendimizden  farklı gördüğümüz kişileri dışlama yabancılaştırma, düşman haline getirmeyi anlatır. Anlamayı ve diyoloğu anlamsız kılmaktadır.     Kişiler arasında olsun farklı sosyal gruplar, toplumlar ve kültürler arasında da aşılması imkansız duvarların örülmesine neden olmaktadır. Irkçılık, aşırı milliyetçilik, fanatizm ötekeleştirme kültüründen beslenmektedir.   Farklı sayılanlara da nefretin yağdırılması  da ötekileştirmeye hizmet etmektir. Ve ön yargının da başlamasıyla  düşmanlığın besin kaynağı olduğundan yıkıcı dönüşümde kaçınılmaz olmaktadır.        Rengine,diline, ırkına dış görünüşüne, siyasi görüşüne, inancına direkt  ön yargılarımızla etiketlemektir.Öznelliği yansıtmaktadır. Ülkemize baktığımızda  darbeler, belli toplumsal kesimlere uygulanan yasaklamalar, baskılarda ötekileştirmeye dayanmaktadır. Ötekileşme ortak değerleri paylaşan taraflar arasında yapılan dayanışmayı engellemektedir. Kurtarmanın ilk adımı da vicdan sahibi olmaktan geçmektedir. Değişim zihinde başlamaktadır. Farklı olarak algıladığımız, kendimiz gibi olmayanlar hor görülmemelidir. Farklılıklar zenginlik olarak görülmelidir. Hoşgörü  de ötekini tanımanın ve kabul etmenin de bir yoludur. En önemlisi de dinlemektir. Empati kurarak anlamak gerekmektedir. Onun koşullarını bilmek, onun gibi hissedebilmektir. Ötekileştirmeyi aşmanın yolu tüm insanları eşit görmekten geçer. Dili dini ırkı ne olursa olsun. Katılımcı politikaların geliştirilmesi ve demokratik toplum anlayışının yerleşmesi de  gerekmektedir.  
Ekleme Tarihi: 13 Temmuz 2016 - Çarşamba

ÖTEKİ OLMAK

“Fikirlerinize katılmıyorum, ancak onları dile getirebilmeniz için kellemi  veririm” Voltaire

 

Tarihe baktığımızda öteki kavramını   Grekler  6. ve 7. yy kadar yabancı anlamında kullanmışlardır.

 

Diğeri, farklı  oluştur.  Bana  ya da bize benzemeyendir. Öbürü ve ayrı anlamlarına gelmektedir.   Dışımızda kalan, bizimle aynı vasatıyı  paylasmayandır.

 

Öteki acı çekmeyi getirmektedir. Sıcak bir kucakta kutupların soğuğunu bulmaktır. Asimilasyon tehlikesini de  barındırmaktadır.

 

Kenara itilen, bastırılan. Kirlenen suçlu  ve  kötü olandır .Ona yüklenen tanımlama: Tavır alışları da beraberinde getirmektedir. Adeta günah keçisi gibidir ve adı  çıkandır. Suçu baskasının üstüne atmanın adıdır.

 

Kötüyü, öteyi, uzağı yabancılığı ve  tehlikeyi de  anımsatmaktadır. Ortamı bozarak olumsuz bir anlam özelliğini de barındırmaktadır.

 

Ayrımcı, ayrılıkçılığı, kaygılı oluşu  getirmektedir .  Tanınmadığı halde yargılananlardır ötekiler...

 

Sürünün dışında kalan, sevilmemeye sebep olan, korkulan, merak edilen, itilen, imrenilen, sahile vurandır.

 

Yakılan,  sindirilen,  ayıplanan, suçlanan, kaybolan, medeni de  olmayandır. Oysa ki;  öteki olan renktir, çeşitliliği beraberinde getirmektedir.

 

 

Hiyerarşik düzen içersinde çoğunlukla ezilmiş olanlardır. Günümüzde  ise kapitalizm insanlığı ötekileştirmek için çaba harcamaktadır. ..

Çıkar ilişkisi (en çok da beşerî  sermaye için)  ötekiyi anlamak yerine ötekini  daha da ötekeleştirmektedir.

Ötekinin iradesinin gelişebilecegi alanda daraltılmaktadır. Egemenler ötekini değiştirerek kendine benzetmek istemektedirler.

Geçmişe   bakıldığında da  bazı politikacılar da  birilerinin farklılığına vurgu yaparak ötekileştirerek  dışlama yapmışlardır. Ötekilestirilme bir propaganda aracı  olarak  da kullanılmıştır…

Toplum; içindeki ötekileştirilmiş olanı düşman ilan etmektedir. Bu ötekileştirme sürecinde  baska birilerini de çevresinde toplayarak aynılaştırma yer almaktadır.  Sosyal  bir tavır alışı getirmektedir.

 

Ötekileştiren, dışlayan düşman  ilan edenlerin kaçınılmaz sonu da kendilerinin de ötekileşmesi ve düşman ilan  ettiklerinin düşmanı haline dönüşmesidir.

 

Ötekileşmeyi yaratmanın   en verimli  alanları da din ve politikadır. (Cinsiyet de en önemli argümanlardan biridir) Etnik, dinsel, mezhepsel,  cinsel ayrımcılıklar da ötekileşmenin  yaratma  alanlarıdır.

 

Öteki olmak sadece milli ya da dini farklılıklarla sınırlı da değildir. Cinsel farklılıklarda muhafazakar politikaların hedefindedir.

 

Kadın  kendisi olamamaktadır  ve başkası gibi davranmak zorunda kalmaktadır. Öteki  çizilen  çemberin dışındakileri belirtmek için de kullanılmaktadır.

 

İşin özünde ise kabullenmeme  bulunmaktadır.Bir dışlama söz konusudur. Ötekileştirmede gücü elinde bulunduran çoğunluk gerekmektedir.

 

Ana akım medya da egemen ideolojinin bir aygıtı olarak milliyetçiliği yeniden üretmektedir.

 

Ötekilerde toplumsal sorunların nedeni olarak sunulmaktadır. Söylemsel şiddetle birlikte öfke ve nefret duygularını gün yüzüne çıkartarak ötekilere karşı yönelmesine neden olabilmektedir.

Sömüren, ezen, adaletsizce yöneten her türlü gücün insan kanıyla beslendiği sistemlerin en büyük kozu da birilerinin öteki  olarak  sunulmasıdır,

 

Ötekilestirilen kültürler ve uluslar hep iyileştirilmesi ve hadleri bildirilmesi gerekenler olarak tanımlanmaktadır. Düzen bozucu  özelliği  bulunmaktadır. İstikrarsızlık getirme ve tehlikedir.

 

Ötekilestirme sadece gruplar yaratmakla  bitmemektedir.  O grupları da tanımlayan özellikler üzerinden hikayeler de yaratılmaktadır.

 

Bu hikayeler de çoğu zaman  negatif özellikleri tanımlamaktadır. Kurgulanan özellikler de  genellenmektedir.

 

Farklı olanı da olumsuzlamaktadır. Tahammül edememe tehdit olarak görme de yer almaktadır.

 

O gruba karşı çeşitli ön yargılar beslenmektir. Ötekeleştirme kavramı  ise kendimizden  farklı gördüğümüz kişileri dışlama yabancılaştırma, düşman haline getirmeyi anlatır. Anlamayı ve diyoloğu anlamsız kılmaktadır.

 

 

Kişiler arasında olsun farklı sosyal gruplar, toplumlar ve kültürler arasında da aşılması imkansız duvarların örülmesine neden olmaktadır. Irkçılık, aşırı milliyetçilik, fanatizm ötekeleştirme kültüründen beslenmektedir.

 

Farklı sayılanlara da nefretin yağdırılması  da ötekileştirmeye hizmet etmektir. Ve ön yargının da başlamasıyla  düşmanlığın besin kaynağı olduğundan yıkıcı dönüşümde kaçınılmaz olmaktadır. 

 

 

 

Rengine,diline, ırkına dış görünüşüne, siyasi görüşüne, inancına direkt  ön yargılarımızla etiketlemektir.Öznelliği yansıtmaktadır.

Ülkemize baktığımızda  darbeler, belli toplumsal kesimlere uygulanan yasaklamalar, baskılarda ötekileştirmeye dayanmaktadır.

Ötekileşme ortak değerleri paylaşan taraflar arasında yapılan dayanışmayı engellemektedir. Kurtarmanın ilk adımı da vicdan sahibi olmaktan geçmektedir.

Değişim zihinde başlamaktadır. Farklı olarak algıladığımız, kendimiz gibi olmayanlar hor görülmemelidir. Farklılıklar zenginlik olarak görülmelidir.

Hoşgörü  de ötekini tanımanın ve kabul etmenin de bir yoludur. En önemlisi de dinlemektir.

Empati kurarak anlamak gerekmektedir. Onun koşullarını bilmek, onun gibi hissedebilmektir.

Ötekileştirmeyi aşmanın yolu tüm insanları eşit görmekten geçer. Dili dini ırkı ne olursa olsun.

Katılımcı politikaların geliştirilmesi ve demokratik toplum anlayışının yerleşmesi de  gerekmektedir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.